İnsanlarla Çalışmayı Öğrenmek

 

Eğer başarı yolunda seyahat etmeye başladıysanız çok geçmeden başarının dördüncü ilkesini fark etmişsinizdir – insanlarla çalışmayı başarmanız gerekmektedir.

Müşterileri olmayan bir mağaza ya da cemaati olmayan bir kilise önderi, oyuncuları olmayan bir basket koçu düşünün. Bu mümkün değildir. Başarılı olabilmek için diğer şeylere ihtiyaç duyduğunuz kadar, insanlara da ihtiyacınız vardır.

Ancak insanlara ihtiyacınız olmasından çok, eğer gerçekten başarı istiyorsanız onlarla uyum içerisinde çalışmak mecburiyetindesiniz. İsa bu başarı ilkesinin temelini şu şekilde atmıştır, “Yine size şunu söyleyeyim, yeryüzünde aranızdan iki kişi, dileyecekleri herhangi bir şey için anlaşırlarsa, göklerdeki Babam dileklerini yerine getirir.” (Matta 18:19).

Benzer şekilde uyumsuzluğun da eşit derecede güçlü sonuçları vardır. “Kendi içinde bölünen ülke yıkılır. Kendi içinde bölünen kent ya da ev ayakta kalamaz.” (Matta 12:25). Birlik içerisindeki insanlar nasıl her şeyi başarabilirse, birlik içerisinde olmayan insanla da hiçbir şey yapamaz. Hiçbir güçleri yoktur. Bu nedenle eğer başarılı olmak istiyorsanız diğer insanlarla uyum içerisinde çalışmalısınız.

Elbette sizin için çok önemli ilkelerinizden taviz vermenizi söylemiyorum. Kişisel kanaatler olmadan herkes aslında birbirinden çok farklı değildir. Anlaşabildiğiniz noktalar belirleyin ve o alanlarda birlik olun.

Uyumlu Olmak

Öncelikle kendi kendinizle uyumlu olmalısınız. Kendi içerisinde bölünmüş bir ev nasıl ayakta kalamazsa kendi içerisinde bölünmüş bir kişi de ayakta kalamaz.

İsa, hiç kimsenin iki efendiye kulluk edemeyeceğini söylemiştir. Pek çok kişinin hiçbir zaman başarıya ulaşamamasının sebeplerinden biri de budur. Onlar içten bölünmüştür, aynı anda hem dünyasallığın hem de tanrısallığın peşinde koşmaktadırlar. Bunu böyle yapamazsınız. Sizi felç eder, hedeflerinizi bozar ve en sonunda sizi yok eder.

Eğer sorumluluklarınızda bölünmüşseniz, önce kendinizle uyum içerisinde olun. Tanrı’nın yaşamınız için olan isteğine dört elle sarılın ve kendi eylemlerinizi Tanrı’nın planları ve tasarıları ile uyumlu hale getirmeye kesin karar verin.

İkinci olarak, aynı beden içerisinde uyum olmalıdır.

Aile üyeleri birlik olduğunda aile yıkılmaz bir güçtür. Hayatta size yakın olan kişilere karşı direnmeyi bırakın ve henüz gerçekleşmemiş fırsatlar alemini ortaya çıkarmanızı durdurmayın.

En önemli uyum, Tanrı ile ve O’nun amaçları ile olan uyumdur. Bu konunda Tanrı’yı karar verme sürecinize duada bekleyerek dahil edin. Tanrı’nın tasarılarını ve amaçlarını bilebilmek için dua edin ve Tanrı’nın sizin yaşamınız için olan tasarılarının O’nun dünya için olan tasarıyla birebir örtüşsün diye dua edin. O’ndan bilgelik isteyin. Sizi korumasını isteyin. O’nun hedeflerini başarıyla gerçekleştirebilmeniz için Tanrı’dan lütuf isteyin.

Kendinizle, insanlarla ve Tanrı’yla uyumlu olduğunuzda ne olur, biliyor musunuz? Başarı bir nehir gibi çağlayarak akar.

Kaynak: Pat Robertson

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Bağışlayamamaktan Özgürlük Rehberi

 

Bağışlayamamanın Belirtileri

  • Acılık Hissi
  • Kin
  • Öfke / Hiddet
  • Sürekli Şikayet
  • Kötü Alışkanlıklar (Uyuşturucu, Alkol)
  • Hayatta hiçbir ilerleme kaydedememe
  • İftira / Dedikodu
  • Kıskançlık Hisleri
  • Belli kişilere karşı gerilim hissetme
  • Belli kişilerin adının anılmasından rahatsız olma

 

Mesih’te Bağışlama Yolunun Adımları

  1. Bağışlamanız Gerektiğini Kabul edin
  2. Tanrı’ya ve O’nun Sözüne İtaat Edin
  3. Bağışlama Kararını Verin
  4. Bağışladığınızı Yüksek Sesle İlan Edin
  5. Tanrı’dan Size Lütfetmesini İsteyin

 

Bağışlama Duası

 

Sevgili Rab İsa,

İnsanları bağışlamam gerektiğinin farkındayım; böylece huzuruna geliyorum ve kendimi alçaltıyorum. Rab, İnsanlara ve kendime karşı bağışlamayan bir tutum takındığım için yürekten tövbe ediyorum. Acılık ve kibir taşıdığım için beni affet. Sana ve Senin Sözü’ne boyun eğiyorum. Çünkü Senin Sözün “Sen beni nasıl bağışladıysan”, benim de insanları ve kendimi öyle bağışlamam gerektiğini söyler:

 

Rab İsa, _________________’i (sizi yaralayan kişinin adını ve size zarar verdiği konuyu belirtin) bağışlıyorum. Beni kullanmış, yaralamış, terk etmiş, reddetmiş, taciz etmiş ve beni yok saymış herkesi İsa Mesih’in adında yürekten bağışlıyorum. Sen beni Sana karşı işlediğim günahlardan nasıl sürekli olarak bağışlıyorsan, ben de bu insanları ve kendimi öyle bağışlıyorum. Doğaüstü lütfun aracılığıyla insanları bağışlamama yardımcı ol. Artık beni yaralamış kişiler ile aramda tam bir özgürlük olduğunu ilan ediyorum. (Bağışladığınız kişinin adını belirtin) __________________’i bağışlıyorum, öyle ki bir gün Seni tanıyabilsin. Teşekkürler Rab.

İsa Mesih’in adında. Amin.

 

Bağışlama Hakkındaki Kutsal Kitap Ayetleri

 

Acımasız Köle Benzetmesi (Matta 18:21-35) 

Bunun üzerine Petrus İsa’ya gelip, “Ya Rab” dedi, “Kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? Yedi kez mi?” İsa, “Yedi kez değil” dedi. “Yetmiş kere yedi kez derim sana. Şöyle ki, Göklerin Egemenliği, köleleriyle hesaplaşmak isteyen bir krala benzer. Kral hesap görmeye başladığında kendisine, borcu on bin talantı bulan bir köle getirildi. Kölenin ödeme gücü olmadığından efendisi onun, karısının, çocuklarının ve bütün malının satılıp borcun ödenmesini buyurdu. Köle yere kapanıp efendisine, ‘Ne olur, sabret! Bütün borcumu ödeyeceğim’ dedi. Efendisi köleye acıdı, borcunu bağışlayıp onu salıverdi. “Ama köle çıkıp gitti, kendisine yüz dinar borcu olan başka bir köleye rastladı. Onu yakalayıp, ‘Borcunu öde’ diyerek boğazına sarıldı. Bu köle yüzüstü yere kapandı, ‘Ne olur, sabret! Borcumu ödeyeceğim’ diye yalvardı. Ama ilk köle bunu reddetti. Gitti, borcunu ödeyinceye dek adamı zindana kapattı. Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar. “Bunun üzerine efendisi köleyi yanına çağırdı. ‘Ey kötü köle!’ dedi. ‘Bana yalvardığın için bütün borcunu bağışladım. Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?’ Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti. “Eğer her biriniz kardeşini gönülden bağışlamazsa, göksel Babam da size öyle davranacaktır.”

 

İbraniler 12:14-15

“Herkesle barış içinde yaşamaya, kutsal olmaya gayret edin. Kutsallığa sahip olmadan kimse Rab’bi göremeyecek. Dikkat edin, kimse Tanrı’nın lütfundan yoksun kalmasın. İçinizde sizi rahatsız edecek ve birçoklarını zehirleyecek acı bir kök filizlenmesin.”

 

Romalılar 12:9

Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın.

 

İbraniler 10:30

Tanrı’nın bu isteği uyarınca, İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.”

 

Romalılar 6:23

Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.

 

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

 

Sevinç Dolu Yaşam

Bir gün bir vaiz vaaz vermek üzere başka bir kiliseye gitmiş ve o kilisenin önderinin evinde kalmış. Vardığında çok yorgunmuş, bu nedenle kilise önderi ve eşiyle birlikte akşam yemeği yer yemez hemen uyumaya odasına çekilmiş.

Gecenin bir yarısı yatak odasının köşesinden gelen bir hışırtı ile aniden uyanmış. Hemen kalkmış ama oda çok karanlık olduğundan hiçbir şey görememiş. Gözleri karanlığa alıştıktan bir süre sonra odanın köşesinde hareket etmekte olan ve tuhaf hışırtılar çıkartan büyük bir karaltı görmüş.

Çok korkmuş ve bir hayalet, görüntü ya da karanlık bir ruhsal varlığın odaya girdiğini düşünmüş. Hemen dua etmeye başlamış, birkaç dakika sonra görüntünün artık hareket etmediğini, tuhaf sesin kesildiğini fark etmiş ve rahatlamış.

Ancak tuhaf görüntü her yirmi dakikada bir tekrar hareket etmeye ve aynı tuhaf sesleri çıkartmaya devam etmiş. Bu sabaha kadar böyle devam etmiş ve vaiz odanın köşesinden gözlerini ayıramamış. Tüm gece boyunca gözlerini oraya dikmiş bir halde dua edip durmuş, kaygılanmış, korkmuş ve titremiş.

Nihayet sabahın ilk ışıklarıyla birlikte vaiz her şeyi daha net görmeye başlamış. Ancak gördüğü şey sadece bir nesneden ibaretmiş . Gördüğü şey aslında köşedeki askıda duran eski bir yağmurlukmuş! Klimadan gelen hava yağmurluğa vurdukça hareket edip hışırtılar çıkarmaktaymış.

Vaiz kendi kafasından uydurduğu bir şey için bu kadar çok zaman ve enerji harcadığına, ayrıca iyi bir gece uykusundan mahrum kaldığına inanamamış. Gerçekle uzaktan yakından ilgili olmayan bir durum!

Bu, aklımızda yarattığımız kafa karıştırıcı düşünce kalıplarına oldukça iyi bir örnektir. Bu düşünce kalıplarının çoğu hayaldir ve gerçeklere dayanmaz. Elinizdeki kitap öyküdeki sabahın ilk ışıkları gibi işlev görecek ve bu düşünce kalıplarını ile düşünce yapılarını tanımanızı sağlayacaktır. Bu bölümde kaleleri ve düşünce yapılarını nasıl yıkabileceğinizi ve bunların yerine Tanrı Sözünü nasıl yerleştirebileceğinizi öğreteceğim. Bu düşünce kalıpları ve düşünce yapıları alaşağı edildiğinde minnettarlığınızı dile getirmeyi öğrenip Tanrı’nın esenliğine gireceksiniz.

 

HER ŞEY SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZLE BAŞLAR

Travmatik olayları nasıl yorumladığınız ve zihinsel kodlamalarınız düşünceleri belirler; bu düşünceler daha sonra inançlara dönüşür. Bundan sonra ise inançlarınız hislere, hisleriniz seçimlere, sözlerinize, eylemlerinize hatta davranışlarınıza ve tepkilerinize yol açar. Davranışlarınızı, sözlerinizi, seçimlerinizi ve tepkilerinizi tekrar etmeyi sürdürdüğünüzde bunlar bir süre sonra alışkanlıklara dönüşür ve sizin alışkanlıklarınız olur. Alışkanlıklarınız ise kişiliğinizi belirler. Kişiliğiniz ise hayat serüveninizi belirler. Fourth Dimensional Living in a Three Dimensional World adlı kitabında Dr. David Yonggi Cho’nun düşüncelerimizin eylemlerimiz üzerindeki etkisini açıklayışı hoşuma gider:

 

Başarı güvencemiz, planlarımızı zihnimizde tasarlayıp doğru şekilde uyguladığımız ölçüde artış gösterir. Ancak kişi başarıdan çok başarısızlığa odaklanmışsa, büyük ihtimalle başarısız olacaktır. Zihinlerimiz başarıda yaşadığı sürece, düşünüşümüz olumlu sonuçlar üretecektir ve hayallerimizin gerçeğe dönüşmesi bu şekilde hız kazanacaktır…Bir şeyin mümkün olduğuna bir kez inandınız mı, o hedefe ulaşmak için adım atma olasılığınız yüksektir…Düşünceleriniz hem duygularınıza hem davranışlarınıza hem de vücudunuza etki eder…İşte bu nedenle kendi düşüncelerimizi değil, Tanrı’nın düşüncelerini düşünmemiz gerekiyor.

 

Düşünceleriniz sadece fiziksel hayatınızı değil ama aynı zamanda ruhsal hayatınızı da etkiler. Dr. Cho düşünüş şeklinizin sanki “ruhsal bir soluk alıp-verme” gibi olduğunu söyler. Soluk alıp-verme fiziksel yaşantınız için ne kadar hayati bir öneme sahipse, düşünüş şekliniz de ruhsal yaşantınız için o denli büyük öneme sahiptir. Düşünceleriniz yaptığınız her şeyi etkilediğinden dolayı Tanrı’nın sizin hayatınızdaki tasarılarını gerçekleştirme yoludur. Düşüncelerimizin hayatlarımız üzerindeki gücü ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için Dr. Cho’nun Fourth Dimensional Living in a Three Dimensional World adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Hem depresyon hem de kaygı birer düşünce bozukluğudur. Kendi duygularınıza dalıp kaygıyı körükleyen düşüncelere ve inançlara kapıldığınızda, bu düşünceleri ve inançları Tanrı’nın Sözü ile değiştirebilirsiniz, Tanrı’nın Sözü hem depresyonu hem de kaygıyı çözüme kavuşturacaktır. Kelimenin tam anlamıyla düşünüş şeklinizi ve hayatınızı değiştirebilirsiniz.

Her düşünceyi temizlemek olanaksızdır çünkü aklımız her gün kelimenin tam anlamıyla on binlerce düşünce işlemler. Ancak duygularımızı düzenleyebiliriz. Böylece duygularımız düşündüğünüz şey konusunda bizi uyarabilir ve aslında kaygının kökü de genellikle burasıdır.

2 Korintliler 10:4-5’te Pavlus şunları kaleme almıştır, “Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır. Safsataları, Tanrı bilgisine karşı diklenen her engeli yıkıyor, her düşünceyi tutsak edip Mesih’e bağımlı kılıyoruz.”

2 Korintliler’de yer alan bu ayetlerin düşüncelerden, safsatalardan ve kalelerden bahsettiğine dikkat edin. Kaygı dolu bir düşünce giderek büyüyerek kaygı dolu bir safsataya dönüşecektir ve eğer bu düşüncede devam edersek, bu düşünce zaman içerisinde bir kale ya da düşünce kalıbı haline gelecektir.

Bu süreci anlamanıza yardımcı olması açısından radyoların üzerinde bulunan düğmelerini düşünün. Bir düğmeye bastığınızda o istasyonda hangi kanal kayıtlı ise onu dinlersiniz; bir sohbet istasyonu kayıtlı ise sohbet dinlersiniz, bir Hıristiyan müzik istasyonu kayıtlı ise ilahi dinlersiniz.

Benzer şekilde önceden kaydettiğiniz inanç sisteminiz genellikle çocukluk döneminde şekillenir ve en nihayetinde bir düşünce kalıbı ya da 2 Korintliler’de yer alan ifadesiyle ‘kale’ haline gelir. Kayıtlı inançlarınıza uygun hareket etmediğinizde, nedensiz bir şekilde kaygılı hissedersiniz. Eylemlerinizi bu inançlara göre gerçekleştirdiğinizde ise artık pek düşünmeden hareket edersiniz ve kendinizi hemen kaygıya bırakırsınız. Diğer bir deyişle, düşünmeden önce tepki verirsiniz.

Kaygılı düşünceler ortaya çıktığında endişelerinizi tetikleyen şeyleri, düşüncelerinizi ve inançlarınızı takip etmeyi öğreneceksiniz. Sonra bu düşünceleri ve inançları yeniden programladığınızda, kaygı bir kenara çekilecek ve bir süre sonra yok olacaktır.

Romalılar 8:5-6’da şöyle yazılıdır, “Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruh’a uyanlarsa Ruh’la ilgili işleri düşünürler. Benliğe dayanan düşünce ölüm, Ruh’a dayanan düşünceyse yaşam ve esenliktir.”

Bu ayet bize dünyasal düşünceden (“benlikten”) ziyade ruhsal düşüncede kalmanın önemini belirtir. Üzerinde durduğumuz düşünceler düşünce kalıplarımızı oluşturur. Dünyasal düşünce kalıpları depresyon ve kaygıya götürür ama ruhsal düşünce kalıpları yaşama ve esenliğe götürür. Kaygının tersi esenliktir ve Tanrı’nın Sözü’ne aykırı tüm düşünce kalıplarını ya da kaleleri alaşağı edip yeniden programlayarak ve bunların yerine Tanrı Sözü’nü yerleştirerek esenliği yeniden oluşturabiliriz.

Kaynak: Don Colbert

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

 

Hizmet Etme ve Başarı

 

Fiziksel dünyada şöyle bir yasa var: gerçekleşen her bir eylemin eşit ya da tersi bir yanıt bulunmaktadır. Size itersiniz, bir şeyler de geri iter. Dünya bu şekilde yaratılmıştır.

Tanrı’nın Egemenliğinde ise her bir hizmet eylemi için bir bereket yanıtı vardır. Eğer bolluk bereket istiyorsanız, insanlara ulaşıp onlara yardım etmelisiniz. Eğer bereketleri kendinize saklarsanız sonunda gün gelecek ve bereketleriniz kuruyacak.

Örneğin İsrail’deki Ölü Deniz ile Celile Gölü’nü kıyaslayalım. Celile Gölü çok güzel bir tatlı su kaynağıdır. Ürdün Nehri’ne kaynaklık yapar ve devamında ilerleyerek Ölü Deniz’e gelir. Ölü Deniz’de ise hiçbir yaşam söz konusu değildir. Buradaki fark ne? Birincisi alır ve verir. İkincisi ise alır ve hiçbir şey vermez. Ölü Deniz sürekli alır ama aldığı suyu hiçbir yer vermez. Eğer vermiyorsanız Ölü Deniz gibi olursunuz.

 

Kutsal Çelişki

Başarı nereden bulunur? Diğer insanlara yardım ederek. Bu benim kendi fikrim değil. İsa dedi ki, “Verin, size verilecektir. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız.” (Luka 6:38).

Buna ek olarak Tanrı aynı zamanda şunu da vaat etmiştir, “Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup taşan bereket yağdıracağım.” (Malaki 3:10). Tanrı, göklerin kapaklarını açacak ve kucağınıza boşaltılacak!

Elbette “bereket almak için verin” demiyorum. Vermeyi bolluk bereket, şan şöhret içinde yaşamak için bir kestirme yol olarak görmeyin. Sevgiyle verin, merhamet ederek verin, itaatle verin. Her ne durumda olursa olsun Tanrı’nın ilkesi açık: verin, size verilecek. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Siz verdiğinizde Tanrı daha bol döker.

Örneğin, genç ve büyümekte olan bir hizmet olarak şirketim, 1973 yılında Tanrı’nın Sözü’nü yaymak için inanılmaz fırsatlarla karşılaştı. Tek ihtiyacımız olan bu fırsatları gerçeğe dönüştürmek üzere bir miktar paraydı. O yılın sonunda şirketimiz 600,000 dolar zarar açıkladı. Yönetim Kurulu toplantımızdan çok tuhaf bir karar çıktı – başka hizmetlere yüksek miktarlarda para yardımı yapmaya karar verdik. Bunun bizim durumumuza nasıl bir faydası olabilirdi ki?

Vermek ile bereketi birbirine bağlayan bu kutsal çelişki kesindir.

Böylece bu finansal sıkıntıların tam ortasında verme kararımızı gerçekleştirdik. Sonraki 11 yılda yardım ettiğimiz miktar 1973’teki bütçemizin 5 kat aştı!

Belki bunlar size mantıklı gelmeyebilir ama Tanrı’yı aradığımızda vermek ve hizmet etmek için içimize arzu koyacak.

Kutsal Kitap Tanrı’nın dünyanın en zengin adamı olan Süleyman’a “bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış” verdiğini söyler (1 Krallar 4:29). Böylesine geniş bir yüreğe sahip olan Süleyman insanlara yardım etmek için özgürdü. Böyle Tanrı ruhsal bereketleri ve maddi kaynakları İsrail halkına ulaştırmak için Süleyman’ı sanki bir su kemeri gibi kullandı. Tanrı hayallerinizin çok ötesinde bir görüşe sahip olmanız için size anlayış versin ve yüreğinizi genişletsin!

Evet, bu bir çelişki. İhtiyacınız olandan fazlasını tutmanın fakirliğe yol açması gibi olasılık söz konusudur. Siz ihtiyaçtayken vermenin ise bereketlenmeye sebep olması gibi bir durum söz konusudur. Doğrusu bu iki yönde ilerleyen bir yoldur. Cömert bir hizmetkar olun ve bereketler sizi bulur. Cimri olun, görüp göreceğiniz cimrilik olur.

Son olarak, bir “bereketten” söz ettiğimizde bunu sadece maddi olarak düşünmeyin. Bereket Tanrı’nın size gösterdiği iyiliktir. Belki bir şifa olabilir. Belki yenilenmiş bir ilişki olabilir. Yeni bir iş, yeni bir ev olabilir.

Bu sözler size faydalı oluyor mu? Öyleyse hizmet etmeye ve vermeye başlayın!

Kaynak: Pat Robertson

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Kurtuluş

İsa Mesih’teki Yeni Yaşamınıza Bugün Başlayın…

 

” Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur.

Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek

başka hiçbir ad yoktur.””

Elçilerin İşleri 4:12

 

Tanrı Seni Çocuğu Olarak Kabul Ediyor

İsa Mesih yeryüzüne geldi, çarmıhta öldü ve ölümden dirildi. Tüm bunları Baba Tanrı ile bir ilişkiye sahip olabilesin diye yaptı. Tanrı seni öylesine çok seviyor ki, biricik ve yegane Oğlu’nu senin yerine ölmek üzere 2000 yıl önce dünyaya gönderdi, öyle ki Tanrı seninle ilişki kurabilsin. Tanrı seni dünyaya bir rastlantı eseri göndermedi, ama Tanrı’nın yüceliği için amaçlı bir yaşam sürmen için gönderdi. Hayal edebileceğinden çok daha büyük işler için çağrıldın!

İsa Mesih’i yüreğine kabul etmek Mesih’te yeni yaşama başlamanın ilk adımıdır. Tanrı’nın çocuğu olduğun için Tanrı’nın Sözü’nde yazılı olan her ruhsal bereketi miras almaya hakkın var; bu ruhsal bereketlere İsa Mesih’te sonsuz yaşam da dahildir. Özlemini duyduğun doğaüstü değişimini almaya hazır mısın? Öyleyse İsa Mesih’i yüreğine şimdi kabul et!

 

-Eğer İsa Mesih’I hayatınıza henüz kabul etmediyseniz ve şimdi kabul etmek için hazırsanız, aşağıdaki duayı yüksek sesle edebilirsiniz:

Kurtuluş Duası

Rab İsa, bütün günahlarımdan tövbe ediyorum. Yeryüzüne geldiğine, benim için çarmıh üzerinde öldüğüne ve üçüncü gün dirildiğine iman ediyorum. Rab, yüreğime gel. Seni hayatımın Rab’bi ve Kurtarıcısı olarak kabul ediyorum. Kutsal Ruh’un aracılığıyla bu hayatı Senin için yaşamama yardımcı ol. İsa Mesih’in adında. Amin.

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

 

Üzüntü Yerine Sevinç

Depresyon ve kaygı yol arkadaşlarıdır. Eğer depresyondaysanız, kaygı ile ilgili belirtileri de gösterebilirsiniz. Kaygı bozuklukluları o kadar yaygın bir şekilde görülür ki, “zihinsel hastalıkların nezlesi” olarak adlandırılır. Yaklaşık olarak 40 milyon 18 yaş ve üzeri Amerikalıda kaygı bozukluğu bulunmaktadır – Bu ABD nüfusunun yüzde 18.1’idir. Aşağıda muhtemelen daha önce duymadığınız bazı istatistikler yer almaktadır:

 

  • Depresyon yaşayan bireylerin yaklaşık olarak yüzde 80’inde psikolojik kaygı belirtileri gözlenmektedir : gerçekçi olmayan endişeler, korkular, kaygı, gerginlik, asabiyet ya da panik ataklar.
  • Depresyon yaşayan insanların yüzde 60’ı kaygı ile ilintili belirtiler göstermektedir: baş ağrıları, hassas bağırsak sendromu, kronik yorgunluk ve kronik acı.
  • Depresyon yaşanan kişilerin yaklaşık olarak yüzde 65’i uyku rahatsızlıklarından şikayet eder.
  • Yaklaşık olarak yüzde 20’si tedirgindir.
  • Yaklaşık olarak yüzde 25’i bir fobiye sahiptir.
  • Yaklaşık olarak yüzde 17’si genel kaygı belirtileri göstermektedir.
  • Yaklaşık olarak yüzde 10’u panik atak sorunlarıyla uğraşmaktadır.

 

Şimdi ise beş kaygı bozukluğu türünü açıklayacağım.

 

GENEL KAYGI BOZUKLUĞU

Yaklaşık olarak 6.8 milyon Amerikalı yetişkin – bu 18 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 3.1’i anlamına gelir – genel kaygı bozukluğuna sahiptir, bu rahatsızlık sürekli devam eden bir kaygı ve gerginlik durumudur. Aklınız kaygılarla ve size stres veren şeylerle meşguldür ve kaslarınız, özellikle de boyun, omuz ve sırt kaslarınız genellikle gerilmiştir. Dişlerinizi ve yumruğunuzu sıkma, bacaklarınızı sürekli hareket ettirerek yerinde rahat duramama gibi eğilimler gösterirsiniz. Yüksek rölantide devam eden bir araba gibi kaslarınız gergindir, kavga etmeye de kaçmaya da hazırsınızdır ama kaygılanarak kendinize zarar verirsiniz.

 

 

Suların içinden geçerken seninle olacağım,

Irmakların içinden geçerken su boyunu aşmayacak.

Ateşin içinde yürürken yanmayacaksın,

Alevler seni yakmayacak.

YEŞAYA 43:2

 

 

Kaygı ile ilişkili pek çok hastalık vardır, bunlardan bazılarını ifade etmek gerekirse baş ağrıları, migren ağrıları, kronik boyun ağrıları, kronik sırt ağrıları, TMJ (çene eklemi ağrıları), tenozit (özellikle dirsekle el bileği arasında), hassas bağırsak sendromu, kalp çarpıntısı, kurdeşen, kronik yorgunluk ve fibromiyalji bunlardan sadece bazılarıdır. Eğer genel kaygı bozukluğu ile mücadele ediyorsanız büyük ihtimalle yoğunlaşma, çabuk yorulma güçlüğü çekiyorsunuzdur ve huzursuz, asabi, telaşlı olmakla birlikte uykuya dalma ve uykunuzu sürdürememe sorunları yaşıyorsunuzdur.

 

FOBİLER

Fobi aşırı derecede ve abartılmış bir korkudur ve pek çok farklı fobi çeşidi vardır. Amerika Birleşik Devletleri’nde en yaygın görülen fobiler hakkında bazı bilgileri sizinle kısaca paylaşmama izin verin.

 

  • 18 yaş ve üzeri yaklaşık 15 milyon yetişkinde sosyal fobi görülmektedir – bu tüm nüfusun yüzde 6.8’idir. Sosyal fobi örneğin partilere katılma, yeni insanlarla tanışma ya da topluluk önünde konuşma yapma gibi sosyal etkileşim ya da sosyal performans korkusudur.

 

  • 18 yaş ve üzeri yaklaşık 1.8 milyon Amerikalıda agorafobia görülmektedir – bu tüm nüfusun yüzde 0.8’idir. Agorafobia, örneğin alış veriş merkezleri gibi halka açık yerlerde bulunma korkusudur. Bu insanlar genellikle panik atak yaşama, ishal olma ya da halka açık bir yerde kusma kaygısı taşımaktadırlar. Evden çıkmaya, seyahate çıkmaya ya da insan arasına karışmaya korkarlar.

 

  • 18 yaş ve üzeri yaklaşık 19.2 milyon Amerikalı yetişkinde bir tür belirgin fobi görülmektedir – bu tüm nüfusun yüzde 8.7’sidir. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre iki katıdır. Belirgin fobiler belli durumlardan ya da belli nesnelerden aşırı derecede (ve genellikle mantık dışı bir nedenle) korkmaktır. Korkulan nesneden mümkün olduğunca kaçınırlar.

 

Bu istatistiklerde gördüğünüz gibi belirgin fobi en yaygın fobi türüdür. Bu aynı zamanda Amerika çapındaki en yaygın kaygı bozukluğudur. Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayımladığı Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, (DSM-IV) dördüncü baskısına göre belirgin fobiler beş kategoriye ayrılır:

 

  1. Hayvan fobilerine, örneğin örümcek, yılan, böcek, fare, köpek korkusu dahildir. Bunlar en yaygın belirgin fobilerden bazılarıdır.

 

  1. Doğal çevre korkusuna yükseklik, fırtına, su vb. korkular dahildir.

 

  1. Kan-iğne-yara korkusuna, yaralanma, kan görme, iğne yaptırma, tıbbi işlemleri izlemek ve tartışmak vb. dahildir.

 

  1. Durum korkularına, köprüden ya da tünelden araçla geçme, uçağa binme, asansöre binme, toplu taşıma araçlarını kullanma ve benzer durumlar dahildir.

 

  1. Diğer korkulara, tıkanma, kusma, düşme, yüksek sesler, balonlar, palyaçolar ya da diğer kostüm karakterleri vb. dahildir.

 

SAPLANTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU

18 yaş ve üzeri yaklaşık 2.2 milyon Amerikalı yetişkinde saplantı-zorlantı bozukluğu (OCD – Obsessive Compulsive Disorder) görülmektedir – bu tüm nüfusun yüzde 1’idir. OCD rahatsızlığına sahip kişilerde akıllarından çıkaramadıkları zorlayıcı ve rahatsız edici düşünceler vardır. Bu sağlıksız düşüncelerin getirdiği endişeleri azaltmak için bazı zihinsel stratejiler ve yinelenen eylemler kullanmaları gerekmektedir. Mikroplar ile ilgili saplantıya sahip bir kişinin tipik özelliği, zorlantı olarak ellerini yıkaması ya da sürekli olarak evi temizlemesidir.

 

PANİK BOZUKLUK

18 yaş ve üzeri yaklaşık 6 milyon Amerikalı yetişkinde panik bozukluk görülmektedir – bu tüm nüfusun yüzde 2.7.’sidir. Panik bozukluğa sahip kişilerde, ölecekleri hissine kapıldıkları son derece yoğun yaşanan korku ve panik saldırıların söz konusu olduğu kısa krizler vardır (bunlar yaklaşık olarak 10 dakika kadar sürer).

Diğer görülen belirtiler şunlardır: kalp çarpıntısı, normalden hızlı soluk alıp verme, az nefes alma, göğüs ağrısı, ölecekmiş gibi tıkanma ya da nefessiz kalma hissi, titreme, baş dönmesi, eller ve ayaklarda sızlama ya da uyuşma, ve “aklını yitiriyor” ya da deliriyor gibi hissetmek. Hastalarıma bu durumun, park halindeki bir aracın gaz pedalına sonuna kadar basmaya benzediğini anlatırım.

Panik atak kalbin hızlı bir şekilde attığı ciddi bir kaygı şeklidir. Çoğu kez kişi kalp çarpıntısı yaşar. Belirgin hiçbir sebep yokken avuç içleri terler ve ölçüsüz bir kaygı yaşar. Bu en basit tarifiyle, yanlış bir zamanda ortaya çıkmış bir “savaş ya da kaç” tepkisi olarak bir adrenalin hücumudur.

 

 

Öyleyse, Tanrı’nın kutsal ve sevgili seçilmişleri olarak yürekten sevecenliği, iyiliği, alçakgönüllülüğü, sabrı, yumuşaklığı giyinin. Birbirinize hoşgörülü davranın. Birinizin ötekinden bir şikâyeti varsa, Rab’bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. Bunların hepsinin üzerine yetkin birliğin bağı olan sevgiyi giyinin. Mesih’in esenliği yüreklerinizde hakem olsun. Tek bir bedenin üyeleri olarak bu esenliğe çağrıldınız. Şükredici olun!

KOLOSELİLER 3:12-15

 

 

Panik atak durumunu engellemenin en iyi yollarından biri derin derin nefes alıp vermektir. Yavaşça burnunuzdan nefes alın ve içinizden dörde kadar sayın. Sonra nefesinizi dört saniye kadar tutun ve nefesi dört saniyede ağzınızdan verin. Panik atak geçene kadar bunu tekrarlayın.

İlerleyen sayfalarda endişe durumları için son derece yararlı bazı amino asitlere değineceğim. Panik atakla ilişkili “savaş ya da kaç” tepkisi genellikle adrenalin salgı bezlerini kurutur. Bu önemli salgı bezleri besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Endişeyi azaltmakta belli şifalı otlar da faydalıdır. Endişe konusunda önerdiğim doğal takviyelerin tam listesini 5. Bölümde bulabilirsiniz.

 

TRAVMA SONRASI STRES

18 yaş ve üzeri yaklaşık 7.7 milyon yetişkinde travma sonrası stres bozukluğu (PTSD – Post-Traumatic Stress Disorder) görülmektedir – bu tüm nüfusun yüzde 3.5’idir. Genellikle PTSD sorunu yaşayan kişi örneğin tecavüz, cinsel taciz, silahlı saldırı ya da çok aşağılayıcı bir olay gibi büyük bir travma geçirmiştir. PTSD aynı zamanda savaş travması, işkence, travmatik bir kaza, yaralanma ya da deprem ve fırtına gibi doğal bir afetten kurtuluş durumlarıyla ilişkilendirilir.

PTSD travmadan kısa bir süre sonra ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir. PTSD sıkıntısını yaşayan kişiler genellikle travmayı zihinlerinde yeniden yaşarlar ve bu durum kişiye zarar verecek kadar endişeye neden olur. Zihin tedavilerinin fobiler ve diğer endişe türlerinde olduğu kadar bu endişe türünde de çok yararlı olduğunu gözlemliyorum.

 

KİŞİYİ SARSAN KAYGILAR

Fobi, PTSD ve OCD sıkıntıları olan hastalara genellikle düşünce tedavilerini ve bağışlama tedavisini uyguluyorum. Düşünde terapisini Psikolog Roger Callahan geliştirmiştir ve kendisi bu tedavi aracılığıyla bireylerin olumsuz duygularından yüzde 70-80 oranında tamamen kurtulduğunu vurgular.

Bağışlama terapisi ise son yirmi yıldaki deneyimlerime dayanarak benim geliştirdiğim bir yöntemdir ve pek çok hastam bu terapiden sonra muhteşem sonuçlar elde etmiştir.

Her iki terapi de profesyonel yardım gerektirir ama kaygıyı yenmeniz ve Tanrı’nın mükemmel esenliğine kavuşmanız için bu kitap boyunca sizi kendi kendinize atacağınız bazı adımlara yönlendireceğim.

 

 

RAB’be umut bağlayanlarsa taze güce kavuşur,

Kanat açıp yükselirler kartallar gibi.

Koşar ama zayıf düşmez,

Yürür ama yorulmazlar.

YEŞAYA 40:31

 

TANRI SÖZÜ REÇETESİ

Tanrı Sözü gündelik hayatımızda hem depresyon hem de kaygı için etkili bir panzehirdir. Hayatınızda depresyona ve kaygıya karşı mücadele edip onları mağlup etmek için Tanrı doğal yollar olduğu kadar ruhsal reçeteler de sağlamıştır. Bu bölümde endişeyi alt etmek için bazı olumlu adımlar öğrendiniz. Sakın geri dönmeyin ve moralinizi bozmayın. Tanrı’nın sevincinde ve esenliğinde yaşarken önünüzdeki yolda ilerlemeye devam edin.

Sürekli dua edin, dualarınızda Kutsal Kitap ayetlerini temel alın ve Tanrı’nın vaatleri üzerine derin derin düşünün. Tanrı’nın Sözü’nü her gün okuyun, korkuya ve kaygıya karşı duran ayetleri yüksek sesle ilan edin. Tanrı’nın Sözüne aykırı olan düşünceleri kovmayı uygulamalı olarak öğrenin. Aynı zamanda bir kitap evine gidip sizi sakinleştirecek bir CD satın alabilirsiniz.

Minnettarlığınızı dile getirin ve sizin kadar şanslı olmayanlara yardımınızı esirgemeyin. Yıllar önce ayakkabısı yok diye şikayet eden bir adamın öyküsünü okumuştum – ayakkabısı değil, ayakları olmayan başka biri ile karşılaşınca şikayet etmeyi kesmişti.

Kaygı ve endişe sorunları ile mücadele eden tüm hastalarıma şunu tavsiye ediyorum: Kutsal Kitap’tan üç ayet belirleyin, bunları her yemekten önce yüksek sesle tekrar edin, orada yazan sözleri gün içerisinde derin derin düşünün ve uyumadan önce bir kez daha yüksek sesle tekrar edin.

Ek A bölümünde kaygıyı yenmek ile ilgili çok güzel ayetler bulabilirsiniz. Bu ayetleri yazın, ezberleyin ve derin derin düşünün. Yazdığınız kağıtları görebileceğiniz yerlere koyun – bilgisayarınızın kenarına yapıştırın ya da bir mıknatıs yardımıyla buzdolabınızın üzerine koyun.

Kutsal Kitap hem kaygı hem endişe için etkili bir panzehirdir. Hayatınızda depresyona ve kaygıya karşı mücadele edip mağlup etmek için Tanrı doğal yollar olduğu kadar ruhsal reçeteler de sağlamıştır.

 

KUTSAL KİTAP TEDAVİSİ Duanız

Göksel Babam, Korku senden gelmez, biliyorum. Hayatımda korkunun, kaygının ve endişenin tutunduğu kaleleri yıkman için dua ediyorum. Sözünde bana vaat ettiğin güç, sevgi ve sağlam aklı almayı kabul ediyorum. Sana güveniyorum ve insan kavrayışını aşan mükemmel esenliğinde dinleniyorum. Amin.

 

Kaynak: Don Colbert

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

 

Yıldıran bir düşman – Şeytan

 

Neden pek çok insan sabırla dayanmakta başarısız oluyor? Bunun tek bir açıklaması olabilir – hayal kırıklığı.

Bence hayal kırıklığı Şeytan’ın insan soyuna yönelik olarak kullandığı en tesirli silahtır.

Canlarımızın düşmanı olan Şeytan, aklımıza ve yüreğimize karşı çaresizlik, hayal kırıklığı ve ümitsizlik hisleri gönderir. O sinsi ses bize, “Asla işe yaramayacak” der, “Başaramayacaksın. Bir ihtimal o noktaya gelsen bile büyük hayal kırıklığı yaşayacaksın.”

Çölde Sayım 13-14’te İsrail halkı vaat edilen ülkeye girmeden önce Musa’nın oraya casuslar gönderdiğini okuyoruz. Casuslar oraya gittiklerinde süt ve bal akan bir ülke ile karşılaştılar, üzüm salkımları öylesine büyüktü ki iki kişi ancak taşıyabilmişti. Böyle bir yerde kim yaşamak istemez ki? Üstelik burası Tanrı tarafından vaat edilmiş bir ülkeydi.

Casuslar aynı zamanda orada devler ve yüksek duvarlı şehirler olduğunu fark ettiler, “kendimizi onların yanında çekirge gibi hissettik” dediler. İnsanların cesaretini kıran bir rapor sundular böylece halkı korku sardı. O zaman halk arasında bir isyan baş gösterdi ve insanlar Mısır’a, kölelik günlerine dönmek istediler. Vizyonlarını kaybetmişlerdi.

Şeytan işin özünde aslında bunu yapar. Devleri yolunuza çıkartır, bunlar aşılması imkansız gibi görünen engellerdir. Cesaretinizi kıran sözler duyarsınız. Depresyon ve mağlubiyet duygusu hemen içinize siner.

Hayal kırıklığını nasıl mağlup edebilirsiniz? Öncelikle, teşviğin asıl kaynağı olana, Rab’be dönün.

Ne de olsa her mükemmel armağan – hayallerimiz de dahil olmak üzere – O’ndan gelir. İkinci olarak, çevrenizi elinizdeki göreve kendini adamış insanlarla doldurun. Zafer için azimli bir yürek ve ruh gereklidir.

Son olarak, özellikle de ilk aşamalarda, hayallerinizi kimlerle paylaştığınız konusunda seçici olun. Pek çok insan hayallerinizin ve ümitlerinizin gerçekleşmesinin imkansız olduğunu söyler ve imanınızı aşağı çeker. Ama hayatta başarılı olamamalarının sebebi budur! Engellerin ötesini göremezler ve fedakarlıkta bulunamazlar.

Ancak şunu unutmayın, eğer yanlış yönde yol alıyorsanız, dayanma gücü size daha fazla kayıp yaşatmaktan başka bir işe yaramayacaktır!

Kutsal Kitap, danışmanların çokluğuyla bilgeliğin ve güvenliğin olduğunu söyler. Bir arayışa girmeden önce imana ve bilgeliğe sahip kişilerden akıl almak ve Rab’bin önünde O’nu işittiğinize dair güvence almak iyidir. Ve planlarınızı sürekli olarak Rab’be teslim edecek kadar alçakgönüllü olun.

Televizyon istasyonu almak için bu bölgeye ilk geldiğimde insanın teşvikini kıran bazı haberler aldım. Bir kişi sadece pazarlık masasına oturabilmem için bile 500,000 dolara ihtiyacım olduğunu söyledi. Benim 500 dolarım bile yoktu. Avukatlardan biri ise Federal İletişim Başkanlığı’ndan gerekli izinleri alamayacağımı söyledi.

Gerçek şu ki Televizyonu da satın aldık, Federal İletişim Başkanlığı’ndan gerekli izinleri de aldık. İlk sinyali havaya göndermeden önce iki uzun yıl geçti ama o sinyal ne kadar tatlıydı!

İsa dedi ki, sürekli istersen alırsın, ararsan bulursun, kapıyı çalarsan kapı sana açılır (bkz. Matta 7:7).

Eğer fedakarlık etmeye ve azimle ilerlemeye istekliyseniz başarının harika tadı ile tanışacaksınız. Hayallerinizin bile kavrayamayacağı kapılar çok geçmeden size açılacak!

Kaynak: Pat Robertson

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Övgü ve Tapınma Rehberi

 

  • Övgü Nedir?
  • Sözlük Tanımı: (fiil) 1) Onaylamak ve takdir etmek; alkışlamak, methetmek. 2) Hayranlık ifade etmek; (Tanrı’yı) yüceltmek.

(isim): 1) Kişiyi erdemlerinden ya da övgüye değer yanlarından dolayı takdir etme; onay ifadesi; saygı gösterme; beğenme.

2) Sunulan bereketlerden dolayı şükran duyma; Tanrı’ya sena; ezgilerle ibadet etme. 3) Övgünün temeli, amacı, sebebi ya da konusu.

 

  • Tapınma Nedir?
  • Sözlük Tanımı: 1) Hayranlık ya da saygı hissinin eyleme dönüşmesi; dua ve ibadette olduğu gibi dini açıdan saygı göstermek. 2) Bir fazilete, güce ya da benzeri bir erdeme yönelik hürmet, saygı ve onur duymak. 3) Aşırı ya da şevk dolu bir hayranlık; ayrıca bu tür hayranlığın ya da sevginin yöneldiği şey. 4) Belli bir makama ya da unvana yönelik hitap ederken duyulan saygı hissi.

 

Övgü ve Tapınma Birlikte Çalışır:

Övgü ve tapınma dini bir ayinin parçası değildir. Övgü ve tapınma birlikte işler ve Tanrı ile kişisel ve samimi bir ilişkiden doğar. Bizi yaratan Tanrı’ya tapınmak ve O’na yücelik vermek için yaratıldık; bundan dolayı tapınma bizim için doğal bir eylemdir. Gerçek tapınmanın belli bir tarzı ya da biçimi yoktur. Sahip olduğumuz her şeyi kelimenin tam anlamıyla Tanrı’nın önüne dökmemizden Tanrı büyük beğeni duyar. Tanrı’nın Ruhu sizi nasıl yönlendiriyorsa o şekilde olabilir; bir ilahi, bir dans, sessizce oturma, elleri kaldırma ya da sevinçle haykırma, bunlardan hepsi olabilir.

 

 

Tapınma için İmanlı Şunlara Uymalıdır:

  • Temiz Bir Yüreğe Sahip Olun
  • Tüm Günahlardan Tövbe Edin
  • Tanrı’nın huzurunda durabilmek için Rab’den alçakgönüllü bir ruha sahip olmayı isteyin
  • Tanrı’nın isteğine kusursuz bir şekilde boyun eğin
  • Tanrı’nın varlığını davet edin à Kutsal Ruh
  • Tanrı’nın varlığında sakin kalın ve size konuşmasına müsaade edin

 

Daha Güçlü Bir Övgü ve Tapınma Yaşamı için Dua

 

Rab İsa,

Şimdi senin huzuruna alçakgönüllü bir yürekle yaklaşıyorum. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim her bir günahtan dolayı tövbe ediyorum. Değerli kanınla beni yıka Rab. Bende Senden olmayan her şeyi at.

 

Her tür şikayet, isyan, korku ve kibir ruhunu bağlıyorum ve bunları İsa Mesih’in adında kovuyorum. Kendimi İsa Mesih’in kanıyla örtüyorum. Rab bana şükran ve alçakgönüllülük ruhu ver. Bugün varsam Senin lütfun ve merhametin sayesinde varım. Beni rahat alanımdan dışarı çıkart, öyle ki Seni tüm kalbimle övüp Sana tapınabileyim. Aklımı, bedenimi ve ruhumu Kutsal Ruh’a tamamen açıyorum. Seni hoşnut eden her şekilde sana tapınmak istiyorum Rab.

 

İsa, beni daha güçlü bir övgü ve tapınmanın içine çek. Ben Sana tapınmak için yaratıldım. Gittiğim her yerde tapınma ve övgü ruhunun içinde kalmama yardım et. İsa Seni sürekli olarak yüceltmek istiyorum. Seni daha yakından tanımak istiyorum. Bana yardım et ve beni ruhsal olarak güçlendir. İsa Mesih’in adında. Amin.

 

 

Övgü ve Tapınma Hakkında Ayetler

 

Mezmur 105:5-6

Ey sizler, kulu İbrahim’in soyu, Seçtiği Yakupoğulları, O’nun yaptığı harikaları, Olağanüstü işlerini ve ağzından çıkan yargıları anımsayın!

 

Yuhanna 4:24

Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.

 

Mezmur 103:1

RAB’be övgüler sun, ey gönlüm!

O’nun kutsal adına övgüler sun, ey bütün varlığım!

 

Mezmur 71:8

Ağzımdan sana övgü eksilmez, Gün boyu yüceliğini anarım.

 

Mezmur 68:4-5

Tanrı’ya ezgiler söyleyin, adını ilahilerle övün,

Çölleri geçecek biniciye yol hazırlayın;

O’nun adı RAB’dir, bayram edin önünde!

5 Kutsal konutundaki Tanrı,

Öksüzlerin babası, dul kadınların savunucusudur.

 

Romalılar 14:11

Yazılmış olduğu gibi: “Rab şöyle diyor:

‘Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek,

Her dil Tanrı olduğumu açıkça söyleyecek.’ ”

 

Mezmur 143:6

Ellerimi sana açıyorum, Canım kurak toprak gibi sana susamış.

 

 

Mezmur 66:17

Ağzımla O’na yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.

 

Mezmur 95:6

Gelin, tapınalım, eğilelim,

Bizi yaratan RAB’bin önünde diz çökelim.

 

Mısır’dan Çıkış 33:9-10

Musa çadıra girince, bulut sütunu aşağı iner, RAB Musa’yla konuştuğu sürece girişi kapardı. 10 Bulut sütununun çadırın girişinde durduğunu gören herkes kalkar, kendi çadırının girişinde tapınırdı.

 

Romalılar 12:1-2

Öyleyse kardeşlerim, Tanrı’nın merhameti adına size yalvarırım: Bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı’yı hoşnut eden birer kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur. 2 Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı’nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.

 

İbraniler 5:7

Mesih, yeryüzünde olduğu günlerde kendisini ölümden kurtaracak güçte olan Tanrı’ya büyük feryat ve gözyaşlarıyla dua etti, yakardı ve Tanrı korkusu nedeniyle işitildi.

 

Mısır’dan Çıkış 15:20-21

Harun’un kızkardeşi Peygamber Miryam tefini eline aldı, bütün kadınlar teflerle, oynayarak onu izlediler. 21 Miryam onlara şu ezgiyi söyledi:

“Ezgiler sunun RAB’be,

Çünkü yüceldikçe yüceldi,

Atları, atlıları denize döktü.”

 

Mezmur 59:16

Bense gücün için sabah ezgiler söyleyecek,

Sevgini sevinçle dile getireceğim.

Çünkü sen bana kale,

Sıkıntılı günümde sığınak oldun.

 

Mezmur 66:4

Bütün yeryüzü sana tapınıyor,

İlahiler okuyor, adını ilahilerle övüyor.

 

Elçilerin İşleri 2:1-2

Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. 2 Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.

 

Mezmur 95:6

Gelin, tapınalım, eğilelim,

Bizi yaratan RAB’bin önünde diz çökelim.

 

Mısır’dan Çıkış 33:10

Bulut sütununun çadırın girişinde durduğunu gören herkes kalkar, kendi çadırının girişinde tapınırdı.

 

1 Krallar 18:39

Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. “RAB Tanrı’dır, RAB Tanrı’dır!” dediler.

 

Nehemiah 8:6

Ezra yüce Tanrı’ya, RAB’be övgüler sundu. Bütün halk ellerini kaldırarak, “Amin! Amin!” diye karşılık verdi. Hep birlikte eğilip yere kapanarak RAB’be tapındılar.

 

2 Tarihler 29:30

Kral Hizkiya ile önderler, Levililer’e Davut’un ve Bilici Asaf’ın sözleriyle RAB’bi övmelerini söylediler. Onlar da sevinçle övgüler sundular, başlarını eğip tapındılar.

 

Mezmur 63:4

Ömrümce sana övgüler sunacağım,

Senin adınla ellerimi kaldıracağım.

 

Mezmur 149:3

Dans ederek övgüler sunsunlar O’nun adına,

Tef ve lir çalarak O’nu ilahilerle övsünler!

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

 

Depresyonun Ruhsal Etkenleri

 

SEROTONİN : “İYİ HİSSETİREN” KİMYASAL

Serotonin bir nöro-taşıyıcıdır ve nöro-taşıyıcılar beyin hücrelerinizin içindeki sinir uçları arasında bir kurye gibi çalışan kimyasallardır. Serotonin en üst seviyede bir beyin işlevi için son derece ciddi öneme sahiptir. Serotonin sakin ve rahat hissetmemize yardımcı olur; ayrıca atik, enerjik, mutlu ve dinlenmiş bir şekilde devam etmemizi sağlar.

Kronik ağrı, uzun dönem stres, uykusuzluk, düşük karbonhidratlı diyetler, aşırı egzersiz yapmak, hormonal düzensizlik durumlarında görülebilen düşük serotonin seviyeleri durumunda pek çok belirti ortaya çıkar, bunlar arasında uyku sorunları, kronik yorgunluk, şeker ve işlenmiş karbonhidrat isteği, haz eksikliği, asabiyet vb. bulunmaktadır. Bu durum bedeninizin en iyi şekilde işlev görmesine de sebep olacaktır.

Yasanı sevenler büyük esenlik bulur, Hiçbir şey sendeletmez onları. MEZMUR 119:165

 

Beynimizdeki Serotonin düzeyi duygu durumumuzu, uykumuzu, ağrı hissimizi, migren ağrılarımızı ve hatta iştahımızı bile etkiler. Bundan dolayı beynimizde yeteri düzeyde serotonin olmaması depresyona, endişeye, belli yiyecekleri (özellikle şekerli ve nişastalı yiyecekleri) arzulamaya, uykusuzluğa ve hatta belki fibromiyalji ve migren ağrılarına sebep olmaktadır. Serotonin eksikliği aynı zamanda kronik yorgunluk sendromuna, adet öncesi sendroma ve hatta doymama hastalığına sebep olabilmektedir. Araştırmacılar beyin görüntüleme teknikleri kullanarak depresyon yaşayan insanlarda serotonin yetersizliğini gözlemleyebilmişlerdir.

Araştırmacılar yarım yüzyıldan fazla bir süreden beri depresyon ile serotonin eksikliği arasında bir bağlantı olduğundan kuşku duymaktaydı ama günümüze kadar doğrudan bir görsel delil oluşmamıştır.

New York Devlet Üniversitesi Psikiyatri Enstitüsü, Colombia Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi’nden doktorlar American Journal of Psychiatry’de bir çalışma yayımlamıştır. Bu çalışmaya göre en az iki hafta hiç ilaç kullanmamış majör depresyon hastası altı kişi, altı sağlıklı kişi ile kıyaslanmıştır. Beyinde serotonini serbest bırakan bir ilaç kullanan doktorlar önemli derecede serotonin artışı gözlemlemiştir. Bunun yanı sıra sağlıklı hastaların beyinlerinin hem sol hem sağ bölümlerinde metabolik etkinlikte düşüş gözlemlenmiştir ancak depresyonlu hastalarda böyle bir düşüş söz konusu olmamıştır.

Vücudunuzun yeterli serotonini salgılaması için besin takviyesi tavsiyelerimi 4. Bölümde anlatacağım. Ancak bu bölümü tamamlamadan önce size depresyonun ruhsal etkenlerini de açıklamak istiyorum.

 

DEPRESYONUN RUHSAL ETKENLERİ

Her tür depresyonun alışılagelmiş bir ruhsal parçası vardır – bu ruhsal parça, Tanrı’nın sevincinin hayatlarımızda bulunmamasıdır. Yüreklerimizde sevinç olmadan, Tanrı’nın yaşamlarımız için olan amacını yerine getiremeyiz. Ancak Kutsal Ruh’la dolu olduğumuzda düşünüşümüz giderek daha fazla Tanrı’nın düşünüşüne benzer ve iman sayesinde her şeyin mümkün olduğuna inanırız.

Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı’ya iman edin, bana da iman edin. YUHANNA 14:1

Tanrı sevincimizi tam kılacağını vaat etmiştir. “Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim” (Yuhanna 15:11). Hayatımızdaki en iyi antidepresan ilacın Kutsal Kitap olduğuna inanıyorum. Aşağıdakileri uygulayarak Tanrı’nın vaatlerine güvenin ve O’nun coşkun sevincini yaşayın:

• Kutsal Kitap’ı her gün aksatmadan okuyun ve okuduğunuz ayetleri gün içerisinde derin derin düşünün.

• Her gün Tanrı’nın Kutsal Ruh’u ile dolun

• Kutsal Kitap ayetlerini ezberleyin

• Tanrı’nın Sözü’ne uygun düşünme tarzını pratik edin (Filipililer 4:8), ağzınızdan imanla dolu sözler çıksın, Tanrı’nın Sözü’ne aykırı düşünceleri söküp atın ve yüreğinizin minnettarlığını ifade edin.

Moralinizi bozmayın. Tanrı’nın sevinci ile dolmak ve hem depresyon hem de üzüntü ruhundan özgür olmak için dev adımlar atıyorsunuz.

 

Dua

Göksel Babam, Senin Sözü’nü derin derin düşündüğümde beni sevincinle ve büyük sevginle doldurmanı rica ediyorum. Ben bu kitabı okurken hayatımda uygulamam gereken noktaları göster, öyle ki depresyonu alt edebileyim ve sendeki bol, benim için arzuladığın sağlıklı hayatı yaşayabileyim. Aynı zamanda Kutsal Ruh’unla dolu olmak için dua ediyorum, bu şekilde bedenime, aklıma ve ruhuma şifa getirecek olan olumlu ve yaratıcı düşüncelere sahip olabileyim. Amin.

 

Kaynak: Don Colbert

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın