Anne-Baba Çocuk İlişkileri

Her anne-babanın ve çocuğun arzusu hayatta mutlu olmak ve sevgi dolu, mutlu bir aile ilişkisi yaşamaktır. Yine de çatışma, isyan ve disiplin eksikliği, kafa karışıklığı ve endişe genellikle aile içinde hâkim olması gereken esenliği ve mutlu ilişkileri lekeler. Ailenin diğer üyelerine bu konuları açan kişi genellikle ilişkilerde “doğruluğu” yerine getirmek isteyen kişidir.

Tanrı’nın arzusu herkesin gerçeğin bilgisine erişmesi, kurtulması, yaşam gücüne kavuşması ve Mesih’teki tam doluluğa erişmesidir. Bu özdenetim gerektiren bir durumdur ve kişilerin birbirine boyun eğmesini gerektirir. Çocuklar için ise itaat öncelikle Rab’de yaşayan ebeveynlerine itaat etmek olmalıdır. İster anne-baba ister çocuk olsun, kişi daima diğerini kendinden üstün saymalı ve saygı göstermelidir (Romalılar 12:10).

 

KUTSAL KİTAP BU KONUDA NE SÖYLÜYOR?

“Size bildirdiğim bütün bu buyruklara iyiceuyun ki, size ve sizden sonra gelen çocuklarınıza sürekli iyilik gelsin. Böylece Tanrınız RAB’bin gözünde iyi ve doğru olanı yapmış olacaksınız.”

(Yasa’nın Tekrarı 12:28)

 

“Doğru ve dürüst bir babaya Sahip olan çocuklara ne mutlu!”

(Süleyman’ın Özdeyişleri 20:7)

 

“Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur. “İyilik bulmak, yeryüzünde uzun ömürlü olmak için annene babana saygı göstereceksin.” Vaat içeren ilk buyruk budur.”

(Efesliler 6:1-3)

 

“Ey çocuklar, her konuda anne babalarınızın sözünü dinleyin. Çünkü bu Rab’bi hoşnut eder. ”

(Koloseliler 3:20)

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Gerçek Bağışlama

 

Pavlus mektuplarında “sevgiyle etkin olan imandan” söz eder. Sıradan şeylerden etkilenmeyen sevgidir bu. Sevgi bu tür şeyleri görmezden gelir. Sevgi bağışlar. Sevgi bırakır.

Birini gerçekten sevdiğinizde, o kişinin hatalarını ve başarısızlıklarını unutursunuz. Kutsal Kitap, Tanrı’nın bize böyle davrandığını söylemektedir. Tanrı’nın günahlarımızı bağışladığını ve sanki o günahı hiç işlememişiz gibi unuttuğunu söyler.

İnsanlar çocuklarının hoşlanmadığı bazı şeyler yaptıklarını gördüklerinde onları uyarırlar ama her hata yaptıklarında bunu onlara hatırlatmazlar. Ama bazı insanlar da vardır her hata yaptıklarında, “Geçen hafta yaptığını ne çabuk unuttun” diyerek durmadan geçmiş hataları hatırlatanlar vardır. Bir sorunu düzeltip gereğini yaptığınızda unutun ve devam edin. Tekrar hatırlamayın ve çocuğunuzun başına kakmayın.

Birini bağışlamak söz konusu olduğunda pek çok kişi bunu yapar. Onları bağışladığınızı söylersiniz ve onlarla ilişkinize devam edersiniz ama o kişi küçük bir hata yapsa onu yakalayıp, “Daha önce ne yaptığını hatırlıyor musun? Seninle bu konuyu ikinci defa konuşmuş oluyorum” dersiniz. Bağışlama bunun neresinde?

Bazı insanlar Tanrı’ya kendi geçmişlerini hatırlatarak kendi dualarına engel çıkartmış oluyorlar. Tanrı unuttu – Tanrı sizi bağışladı – bunun için artık Tanrı’ya bu konuda bir şey söylemeyin.

Gördüğünüz gibi, gerçek bağışlama sanki o anlaşmazlık hiç gerçekleşmemiş gibi olandır. Gerçek sevgi budur: bunu asla düşünmemek.

Eğer imanda güçlü olmak istiyorsanız, sevgide ve bağışlamada güçlü olmalısınız; özellikle de bağışlamada. Bunun insanda pek “heyecan oluşturmayan” bir öğretiş olduğunun farkındayım – insanda havaya sıçrayıp dans etme hissi oluşturmuyor – ama fırtınalardan geçerken üzerinde sapasağlam durabileceğiniz temel olacaktır.

Pek çoğunuzun Markos 11. bölümdeki ayetleri zaten bildiğinizi biliyorum ama “kalkıp dua ettiğiniz zaman…bağışlayın” yazan kısmın altını iyi bir şekilde çizmeniz gerek. Bu aklınızda, yüreğinizde ve ruhunuzda öncelik verdiğiniz bir nokta olmalı. Bağışlama olmadan imanınızı etkinleştirmeniz imkânsızdır.

Size yanlış davranmış olan kişi Tanrı’ya hesap vermek zorundadır. Siz o kişi için hesap vermek zorunda değilsiniz; siz kendiniz için hesap vermek zorundasınız. Onlar için yapabileceğiniz tek şey onları bağışlamak, onlar için dua etmek ve hayatınıza devam etmektir. Kendinizi kontrol edecek yine sizsiniz.

Eğer güçlü bir imana sahip olmak istiyorsanız, dua etmek için yaklaşmadan önce bağışlamayı öğrenin.

Kaynak: Kenneth Hagin Jr. 

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Kilise’de Bağışlama

 

Pek çok karizmatik kilise belli mezheplere ait kiliselerden ortaya çıkmıştır ve pek çoğunuz eksiden içinde bulunduğunuz mezhebe karşı öfke beslemektesiniz. Birisi eski kilisenizin adını andığında, şöyle dersiniz, “Hamdolsun, bana kötü davrandılar. Bana inançsızlığı öğrettiler. Beni kovmaya hakları yoktu. Oysa yanlış hiçbir şey yapmamıştım.”

Size kötü davranmış hatta size yanlış şeyler öğretmiş olsalar bile, Tanrı’nın sizi kullanmasını arzu ediyorsanız, içinizde nefret besleyemezsiniz. Bırakın onlar ile Tanrı arasında kalsın. Onlar hakkında kötü konuşarak ve içinizde husumet besleyerek kendinizi Tanrı’nın varlığından mahrum etmeyin.

Pek çok kilisede sorun olmasının asıl sebebi insanların birbirlerine karşı öfke beslemesinden ileri gelir. Kilisede oturup kendilerine nasıl hata yapıldığını düşünürler ve farkında olmadan iblisle el birliği yapmış olurlar.

Aşağıdaki gibi düşündüklerinden dolayı Tanrı’nın gücünün tüm imanlılar bedeninde etkili bir şekilde işlemesini engellemiş olurlar. Ben ondan daha iyi ilahi söylerim! Kilise önderinin tapınma yönetmek için bu kişiyi oraya nasıl çıkardığını bir türlü anlamıyorum. Benim sesim daha iyi. Şunun söyleyişine bir bakın! Bak o notayı yanlış söyledi.

Ya da, Vaiz bir bitirse de gitsek. Yarım saattir konuşuyor. Aynı şeyi üç keredir söyledi – niye aynı şeyi tekrar edip duruyor?

Ya da, Ben bunu geçen yıl Pazar okulunda öğretmiştim. Kilise önderi beni seçmemekle hata etti’ Ben bu iş için daha yeterliyim!

Eğer dikkat etmezseniz, bu tür düşünüşler içinizde husumet oluşturur ve siz daha farkına bile varmadan kiliseye gitme arzunuzu yitirirsiniz.

Kızmak ve bağışlamama tutumu içerisinde davranmak, kötü konuşmak yerine, insanlar hakkında iyi konuşmalısınız. Şöyle demelisiniz, “Hamdolsun, kilise önderi ne yaptığını bilir.”

Sizin eskiden vermiş olduğunuz dersi veren kişiye gidip ona şöyle demelisiniz, “Bu dersi geçen yıl ben öğrettim. Çalışma notlarım ve araştırmalarım hala duruyor, eğer istersen kullanabilirsiniz.”

Sevgiyi eyleme dökmek işte budur. Bu şekilde yapmalıyız çünkü iblis bu şekilde hiçbir açık kapı bulamayacaktır. Tanrı’nın gücü işte bu şekilde harekete geçebilir. Ve sözleriniz de sizi tuzağa düşürmemiş olur:

 

SÜLEYMAN’IN ÖZDEYİŞLERİ 6:2

DÜŞTÜNSE TUZAĞA KENDI SÖZLERINLE, AĞZININ SÖZLERIYLE YAKALANDINSA.

 

Yakup kitabında bu konuya geniş bir şekilde yer verilir. Yakup ne söylediğini bilmeden konuşan bir dilden söz eder. İmana sahip olmaktan bahseder. Ve dilimiz bu şekilde konuştuğu sürece imanımızın nasıl işe yarayacağını merak eder.

(Bu durum pek çok kişi için geçerlidir. Tanrı işlemek istese bile bu durumda çalışamaz çünkü bu kişiler Tanrı’nın söylediklerini duyamayacak kadar çok konuşurlar.)

Sözlerin taşıdığı bazı şeyler vardır. Beraberinde bir şeyler getirirler. Ya nefret, şüphe ve imansızlıkla doludurlar ya da sevgi, sevinç, esenlik, iman ve iyilikle doludurlar. Sözlerinizle bir ortam yaratırsınız.

Ruhsal dünyada da bu böyledir: Bağışlayın ve iyi sözler konuşun. Ağzınızdan sadece iyi şeyler çıksın!

Eğer tüm “formüllere” sahipseniz ama dualarınız yanıtlanmıyorsa, kontrol etmeniz gereken ilk şey birisine karşı bir nefret besleyip beslemediğinizdir. Genellikle güç sağlayan taraf (Tanrı) ile ilgili bir sorun yoktur, öyleyse sorun gücü sağlayan taraf (Siz) ile ilgili bir sorun vardır.

Eğer bir radyo dinliyorsanız ve sinyaller bozuk geliyorsa, radyo istasyonunu arayıp, “Radyo sinyalleriniz çalışmıyor; cihazlarınızı kontrol edin” demezsiniz.

Verici cihazlarla ilgili bir sorun yoktur, sorun radyodadır. Sizin bir şey yapmanız gerekiyor. Ya frekans ayarlama kısmı düzgün çalışmıyordur ya da sinyallerin size ulaşamayacağı bir noktadasınızdır. Öyleyse imanınız bir sonuca ulaşmıyorsa, hattın sizin tarafınızdaki sorunlarını düzeltmeniz gerekir.

Sizinle ilgili söylenmiş hiçbir şeyin hafızanızda yer etmesine izin vermeyin. Eğer tuzaklar üzerinde fazla takılırsanız, sizi etkilemeye başlayacaklar. Şeytan omzunuza dokunup şöyle diyecek, “Seninyerinde olsam, öç almak için bir fırsat kollardım!”

Pek çok insanın bu şekilde işlerinde sorun vardır. Kendilerine yanlış yapıldığını ya da yükselme ihtimallerinin geçtiği düşünmektedirler, böylece kendilerine hata yapan kişiden öç almaya çalışırlar. O kişinin hata yaptığını gördüklerinde, o hatanın herkes tarafından fark edilmesini sağlarlar.

Bu, o kişiye karşı günah işleyecek derecede içinizde bağışlamama günahı barındırmaktır.

Geçenlerde RHEMA kampüsünde dolaşırken, bir genç yanıma yaklaşıp şöyle dedir, “Beni bağışlayın lütfen.”

Ben de, “Ne için bağışlayayım?” dedim.

“Hatırlamıyor musunuz geçenlerde kültür merkezindeyken size şunları şunları söylemiştim” dedi.

“Hatırlamıyorum” dedim.

O ise “Ben hatırlıyorum” dedi.

“Yani bunları söylediğine göre belki de bir şeyler söyledin. Ama ben kimseye karşı yüreğimde bir şey tutmuyorum. Evet, seni bağışlıyorum. Devam et” dedim.

Kendimle şöyle bir anlaşma yaptım, biri bana gelip de benden af dilerse, bir daha o konu üzerinde düşünmüyorum.

 

GALATYALILAR 6:1

KARDEŞLER, EĞER BIRI SUÇ IŞLERKEN YAKALANIRSA, RUHSAL OLAN SIZLER, BÖYLE BIRINI YUMUŞAK RUHLA YOLA GETIRIN. SIZ DE AYARTILMAMAK IÇIN KENDINIZI KOLLAYIN.

 

Pekçok insan birisinin yanlış bir şeyler yaptığını gördüğünde (bu ister doğru olsun ister yanlış) onlara sıkıntı olur. Kendilerini şöyle ifade edebilirler, “Olamaz! İnanamıyorum! Şunun yaptığına bak! Bunu gördüğüme inanamıyorum.”

Yanlış olsa bile Pavlus, “Ey Hıristiyanlar, bir kişi yanlış yaparsa, ruhsal olan sizler, telefonun başına oturun, bunu herkese anlatın” demedi.

Pavlus şöyle söylemenizi de istemedi, “Şu kişiyi ne yaparken gördüm, biliyor musun? Hiç doğru değildi. Bu konuda bir şey yapmamız gerekiyor. Kilise önderini bulup ona anlatmamız gerekiyor. Kilisenin huzuruna çıkartmamız gerekiyor. Onu teşhir etmeliyiz.” Bu içinizde kardeşinize karşı hiçbir şeye sahip olmamaktır.

Hayır, Kutsal Kitap şöyle söyler, “Kardeşler, eğer biri suç işlerken yakalanırsa, ruhsal olan sizler, böyle birini yumuşak ruhla yola getirin. Siz de ayartılmamak için kendinizi kollayın

Eğer duada kalıyorsanız, size ve diğer insanlara karşı bir suç işlemiş olan kişileri bağışlayın. Bağışlamamazlığın sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Bunun kolay olacağını söylemiyorum çünkü bazen ne bağışlamak ne unutmak kolay olmaz.

Ne zaman bağışlamakta zorlansam aklımda Yeruşalim’e giderim, Golgota’ya, şehir duvarlarının ötesindeki bir bahçeyenin yanındaki tepeye. Pek çok kişi burasının İsa’nın çarmıha gerildiği yer olduğuna inanır.

Canını verirken ağzından çıkan sözleri düşünürüm. Bedeni gök ile yer arasındaydı ve insanın günahtan sonsuz yaşama giderken geçtiği köprüydü. “Baba, onları bağışla” dedi.

Eğer Tanrı’nın Oğlu bağışlayabiliyorsa ben de bağışlayabilirim! Bağışlamakta ve unutmakta zorlandığımda İsa’nın bağışladığını hatırlarım ve bundan sonra daha rahat bağışlarım.

Kimse benim başıma dikenden bir taç geçirmedi. Kimse sırtımdan kan gelecek kadar beni kırbaçlamadı. Kimse beni öldürmedi. Eğer İsa bağışlayabiliyorsa, ben de bağışlayabilirim. Tek katlanmam gereken dilimi döndürüp söylemek.

Kutsal Ruh bağışlamanıza yardım edecektir. İsa Mesih, Yuhanna 14:16-17’da şöyle söyler: “Ben de Baba’dan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı (Tesellici, Şefaatçi, Savunucu, Kuvvetlendirici, Sabit asker), Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.”

Kutsal Ruh Yardımcımızdır. O sizinle birliktedir. Eğer bağışlayıp unutmak ve insanlar hakkında iyi konuşmak istiyorsanız, Kutsal Ruh size yardım edecektir. Ancak siz bağışlamayı seçene kadar Kutsal Ruh’un size bir yardımı dokunamaz. Kutsal Ruh size yardım etmeyi çok istiyor!

Sanki eliyle ağzınızı kapatıp, “Öyle söyleme! Öyle düşünme! O kötü sözü söyleme! Onu dinleme!” diyor. Ama seçim sizin!

İmandan gelen – sevecen – sözleri söylemek ve kötü bir şey söylememek sizin seçiminiz. Ağzınızdan çıkanlar sizinkontrolünüz altında. Ne kadar kötü hissettiğinizi, ekonomik şartların ne kadar zor olduğunu ya da bir kişinin size ne kadar kötü davrandığını ifade edebilirsiniz.

Yetkili konumda bulunan kişiler hakkında konuşmayı ve bütün gün onları kötülemeyi, kötü yanlarını görmeyi seçebilirsiniz ama bu tür bir davranışı sürdürdüğünüz sürece bunlar içinizde bir canavara dönüşecek ve sizi diri diri tüketecektir.

Öte yandan Tanrı hakkında konuşmayı ve O’nun büyüklüğünü anlatmayı seçebilirsiniz. Size kötü davranmış insanlar hakkında iyi şeyler söylemeyi seçebilirsiniz. Tanrı’nın iyiliği hakkında konuşmayı, hayatta olmanın ne kadar güzel olduğunu ve Tanrı’nın ne kadar güzel bir gün yarattığını anlatmayı seçebilirsiniz.

İçten içe nefret beslemek ya da bağışlamak sizin seçiminiz.

İman sözlerini (olumlu sözler) konuşmak ya da bozuk (olumsuz sözler) söylemek sizin seçimizdir.

Ben şahsen olumlu olmaya ve ağzımdan iyi şeyler çıkmasına özen gösteriyorum. İnsanlara karşı içimde bir şey tutmayı reddediyorum. Eğer bir kişi bana kötü davranırsa aklımdan çıkarıyorum – bırakıyorum – ve o kişi için dua ediyorum.

Kaynak: Kenneth Hagin Jr. 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Neden Dualarıma Yanıt Alamıyorum?

Pek çok kişinin dualarının yanıtlanmamasının sebebi affetmemektir. Kutsal Kitap’tan ayetler okurlar, doğru itiraflardan bulunurlar, imanın 25 adımını bir çırpıda sıralayabilirler – ama birden iman bu kişilerin yaşamlarında işlememeye başlar.

 

Böyle kişilere danışmanlık yaptım. Bana şöyle diyorlardı, “Hiçbir şey anlamıyorum. İmanım işe yaramıyor. Neler olup bittiğini anlamıyorum.”

Onları daha yakından tanımak için sorular sorarım. Tanrı’nın Sözü’nü bildiklerini fark ederim. Bana ayetleri ezberden okuyabilirler. Sonra başka alanlara da dokunurum. Hayatlarında Tanrı’nın Sözü’ne uygun bir günah olup olmadığını öğrenmek için onların hayat tarzları hakkında sorular sorarım. İyi ve temiz bir yaşam sürdüklerini fark ederim.

Sonra şöyle derim, “Pekâlâ, diğer tüm alanlar temiz olduğuna göre bakılacak tek bir alan kaldı: bağışlama ve sevgide devam etme alanı. Bir kişi size yapmaması gereken bir davranışta bulundu mu?”

Bir RHEMA öğrencisi şu yanıtı verdi: “Bunu sormuş olman çok ilginç. İki ay önce ev arkadaşım evden ayrılmaya karar verdi. Tüm okul yılı boyunca aynı evi paylaşma konusunda anlaşmıştık ama tek başına yaşamaya karar verdi.”

“Ben de bu çok güzel evin kirasını karşılayamadım ve ‘harabe’ bir eve taşınmak zorunda kaldım. Bu yeri hiç beğenmiyorum. Sözüne sadık kalmayarak bana yanlış yaptı!”

Ben de, “Sana yanlış yapmakla ne demek istiyorsun” diye sordum, “Çıkmadan bir süre önce sana yeteri kadar zaman vermedi mi?”

“Dairenin kontratı dolmadan iki ay önce haber verdi – ama tüm okul yılı boyunca anlaşmıştık.”

“Ama kontrat süresi kadar seninle birlikte aynı evdeydi ayrıca sana iki ay da süre verdi.”

“Bu beni ilgilendirmiyor” dedi, “Yaptığı doğru değildi. Bana yanlış yaptı. Başka bir yere taşınmak zorunda kaldım, hem okuldan çok uzak bir yer hem de daha başka bir sürü sorun söz konusu.”

“Sana bir şey söylemek istiyorum” dedim, “Bu konuyu şimdilik unutmalısın. Eğer unutmazsan hayatının diğer tüm alanlarında da sıkıntı yaşayacaksın.”

“Sana şu kadarını söyleyeyim” dedi, “Bana karşı gösterdiği davranışı aslaunutmayacağım. Bana bir pislikmişim gibi davrandı!”

“Orada dur” dedim.

“Hayır” dedi.

Okul yılının bitmesine bir aydan daha az bir süre kalmışken bu adamı RHEMA’dan uzaklaştırmak zorunda kaldık. Ev arkadaşına öfkesinden dolayı onu bağışlamadı ve hayatında iblise kapı açmış oldu. Kurallara karşı çıkarak şöyle diyordu, “Bu kuralı da nereden çıkartmışlar anlamıyorum. Buna itaat etmek zorunda değilim. Ben bu kuralın Tanrı Sözü’ne uygun olduğunu düşünmüyorum.”

Biz insanları hizmete hazırlayan bir kuruluş olduğumuzdan dolayı erkeklerin belirli bir tarzda giyinmesini – kumaş pantolon, ceket ve gömlek giyinmesini isteriz, okulumuzda kot ve tişört istemeyiz. Bu genç okula kot ve tişört giyinerek gelmeye başladı. Bu konuda zorluk çıkarıyordu, “Neden kot ya da tişört giyemediğimi anlamıyorum. İstediğimi yapmakta özgürüm.”

Onunla görüşen fakülte görevlisi şu yanıtı verdi: “Bu şekilde giyinememenin ana sebebi RHEMA’da bu konuda yürürlükte olan bir giyim kuralı olmasıdır.”

“Ama Kutsal Kitap’ta böyle bir kural göremiyorum” dedi.

Fakülte görevlisi şu karşılığı verdi, “Kutsal Kitap’ta araba kullanmak için ehliyetiniz olmalı gibi bir buyruk da görmüyoruz ama buradan çık ve ehliyetin olmadan araba kullanmaya çalış; polis seni durdursun ve ne olacak bakalım.”

Okul yılı başlangıcında bu genç, gelecek vaat eden bir öğrenciydi. Ama sonra içinde beslediği kinle yüreğine bağışlamamanın girmesine izin verdi.

Ona ne mi oldu? Şeytan kafasını tamamen karıştırdı, gözlerini bağladı ve darmadağın etti. Her şeye isyan eder bir halde “aklını yitirdi” – ve tüm bunların hepsi bağışlamama ile başladı.

Kin beslediğinizde ne olur biliyor musunuz? Damarlarınıza fazla yağ hücrelerinin dolması ile aynı şey olur. Yağ hücreleri damarlarınızın çeperlerini doldurmaya ve kan akışını engellemeye başlar. Yağ hücreleri damarlarınızda yığılma yapmaya başladı mı kan akışının tamamen durdurana kadar devam eder.

Ruhsal konularda da bağışlamama benzer bir etki yaratır. Ruh’un aktığı alanı doldurmaya başlar ve eğer dikkat etmezseniz, Ruh’un aktığı bu kanalı tamamen kapatır. Çok geçmeden hiçbir akış olmamaya başlar.

Tanrı’nın huzurunda diz çökün, Kutsal Ruh’un bıçağını alın ve tüm bağışlamamayı hayatınızdan kesip atın. Bu engelden kurtulduğunuzda Ruh’un akışı tekrar başlayacaktır.

Tanrı’nın Sözünde şöyle diyor, “Dua etmeye başladığınızda, bağışlayın.” Elbette her zaman bağışlama sorunu yaşadığınız kişiye gitmeniz gerekmiyor. Bazen bağışlayamadığım kişilerle yüz yüze görüşmem gerekti. Diğer bazı zamanlarda ise Rab bir kişinin bana karşı yaptığı bir şeyi ve benim de henüz bu kişiyi bağışlamamış olduğumu hatırlattı. Bu durumlarda şöyle dua ettim: “Rab, bu kişiyi bağışlıyorum. Bu kişiye karşı içimde kin beslediğim için beni affet.”

İnsanların bana söylediği kötü şeyler üzerinde durmuyorum. Babam bir vaiz olduğundan dolayı herkese ve her söylenene karşı bir şey beslemem için karşıma yeterince çıktı! Gençseniz ve sürekli insanların babanız ve babanızın Tanrı Sözü’ndeki duruşu hakkında kötü düşünceler dile getirdiklerini işitirseniz, kızmak ve hatta kavga etmek için önünüze fırsat çıkar!

Bir toplantı sırasında birkaç vaiz çocuğu ile birlikte balkonda olduğumuz bir zamanı hatırlıyorum. Bazı çocuklar sözlerinde biraz ileri gittiler ve didişmeye başladık. 14 yaşındaydım.

Daha sonra Tanrı ile ilişkimde ciddi bir yolculuğa başladığımda kavga ettiğim bu çocuktan beni bağışlamasını rica ettim. “Öyle konuşmamalıydım” dedim, “Yaptığım doğru değildi, lütfen beni bağışla.”

“Asla” dedi, “Dövdün beni. Ölünceye kadar hakkımı elimde tutacağım.”

“Bu senin sorunun, benim sorunum değil” dedim, “Tanrı senden af dilememi söyledi. Seni seviyorum, kardeşim”

Bu kişi artık Tanrı ile birlikte yürümüyor ve bunun nedeninin bir kısmının kin beslemek olduğuna inanıyorum çünkü hayatınızın bir alanında suç işlemeye (kin tutmaya) bir başladınız mı ve iblise elinizi verdiniz mi, kolunuzu da ele geçirmeye ve sizi köşeye sıkıştırmaya çalışacaktır.

Söylediğim gibi şimdi de kızıyorum. Sağduyu sahibi herkes ara sıra kızabilir ama Tanrı Sözü şu uyarıda bulunur: “Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın. İblis’e de fırsat vermeyin”(Efesliler 4:26-27).

Kızmak ile kin tutmak arasında bir fark vardır. Bir kişi ile farklı görüşte olamayacağınızı söylemiyorum. Ama farklı görüşleri fikir birliği içerisinde ele alabileceğimizi biliyor muydunuz? Tanrı’nın Sözü’nde farklı düşünmemize izin veren noktalar bulunur ve kimse ile bire bir anlaşacağımız gibi bir durum söz konusu değildir. Belli konularda farklı düşüncelere sahip olabiliriz.

Ancak bir kişi benimle aynı fikirleri paylaşmıyor diye ona karşı kin tutmayacağım. Eğer Rab İsa Mesih’in kanı aracılığıyla kurtuluş sağlanabileceğine inanıyorsa, önemli olan sadece budur. Eğer gerçekten kurtuluşa inanıyorsa ve Tanrı’nın Sözü’ne uygun yaşamaya çalışıyorsa, onunla paydaşlık kurmak için bu yeterlidir.

Pek çoğumuz bu tür insanlarla ilişki bile kurmuyor; “Rab onu bereketlesin, eğer her konuda yüzde yüz aynı düşünmüyorsak, o kişinin etrafında bulunmayacağım” diyoruz.

Eğer bu kişilerle konuşmazsak Tanrı’nın Sözü’nün gerçeğini onlara nasıl iletebiliriz?

Bazılarımız Cennet’te karşılaşacağımız kişilere şaşırabilir. Cennet’e gidebilmenin tek şartı Rab İsa Mesih’in kanı aracılığıyla yeniden doğmaktır. Şifaya inanmak değil; varlıklı olmaya inanmak değil; yabancı dillerle konuşmak gerekmiyor! Tam olarak aynı düşünmediğiniz kişilerle Cennet’te paydaşlık kuracaksınız.

Bazı kilise önderlerinin şöyle dediğini işittim, “Rab’be şükrolsun ki, o hizmet birlik toplantısına katılmayacağım – çok imansız var orada.” Kilisemizin önderlik ekibi, yerel hizmet birlikleri ile oldukça etkin hizmetler yürütmektedir. Farklı bir eyalette kilise önderliği yaptığımda bile hizmet birlikleri ile çalıştım. Yıllar önce o zamanda bu toplantılara katılan bazı iman etmemiş kişiler olduğunu biliyordum ama çoğunluk için bu böyle değil.

Bir gün toplantımız sırasında hepimiz Tanrı’nın bizi hizmete nasıl çağırdığını paylaştık. Bazı Methodist ve Baptist önderlerin sözleri beni şaşırtmıştı. Tanrı onları hizmete çağırmadan önce saatlerce ıssız bir yerde dua etmişlerdi. Yalnızca Pentekostçuların böyle yapacağını sanmıştım!

Kaynak: Kenneth Hagin Jr. 

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Bağışla ve Unut

 

İsa onlara şöyle karşılık verdi: “Tanrı’ya iman edin.

Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, ‘Kalk, denize atıl!’ der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir. 

Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir.

– Markos 11:22-24

 

Yukarıdaki ayetler pek çok insanı heyecanlandırmıştır. Bu üç ayet Tanrı’dan neler alabileceğimizi, Tanrı’nın bizim için neler yapabileceğini ve Tanrı’dan bir şey almak için imanımızın etkisini anlatmaktadır.

 

Hemen hemen herkes Markos 11:24’ü okuduktan sonra devamını okumaz. Rabbimizin 22. ayet ile sözlerine başladığı ve benim “iman olasılığı olarak” adlandırdığım bu kısım 24. ayet ile son bulmaz!

 

Devamındaki ayetlerde İsa, imanımız için can alıcı öneme sahip iki bildiride daha bulunur. İlki 25. ayette yer alır:

 

MARKOS 11:25

KALKIP DUA ETTIĞINIZ ZAMAN, birine karşı bir şikâyetiniz varsa onu BAĞIŞLAYIN ki, göklerdeki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.

 

İsa buradaki düşünceyi bir bağlaç yardımıyla 24. ayetle birleştirir. Eğer İngilizce Kutsal Kitap tercümesinin ilk baskısında gözden kaçmamış olsa 24. ayet bir nokta ile tamamlanabilirdi; bir virgülden sonra “ve” bağlacı kullanılarak iki düşünce birleştirilebilirdi. Bu iki ayetin aslı tek bir fikir olarak kaleme alınmıştır.

 

Pek çok insan 24. ayeti okuduktan sonra devamını okumayı bırakır ve arzuladığı şeyleri elde edebilme heyecanı ile dolar. Pek çok Hıristiyan gerçek bir dünyada yaşamaktansa, bu tür bir heyecan dünyasında yaşamayı tercih eder. İmanlılar hem kendileri hem de Tanrı’nın Egemenliği’nde bir şeylerin gerçekleşmesi için  dizlerinin üstünde durup dua etmelidirler.

 

25 ayette bir kişiye karşı kin beslemeyi Göksel Baba’nın “günah” olarak adlandırdığına dikkat edin. Bu ciddi bir durumdur. Farklı tercümeleri incelediğinizde şu anlayışa erişirsiniz: Babanızın sizin günahlarınızı bağışlayabilmesi için insanları bağışlamalısınız.Gerçekten de insanlara karşı nefret beslemek bir günahtır.

 

Bazı insanlar, “Bağışlarımama bana yaptığını asla unutmayacağım” der. Bağışlama bu değildir. Bir keresinde bir kişinin şöyle dediğini işittim, “Biliyorum, Tanrı’nın benim ihtiyaçlarımı karşılaması için bağışlamak zorundayım. Ne yapacağım biliyor musun? O kişileri bağışlayacağım ama bana yaptıklarını asla unutmayacağım.”

 

İnsanlar size ne yapmış olurlarsa olsunlar bırakmalısınız, unutmalısınız. Kutsal Kitap şöyle der, “kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikâyetiniz varsa onu bağışlayın ki, göklerdeki babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın”

 

“Tamam da bana neler yaptıklarını bilmiyorsun” diyenler çıkabilir.

 

Sizi öldürdüler mi? Sizi çarmıha mı gerdiler? İsa çarmıh üzerindeyken bile, “Baba, onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” diye dua etti.

 

Bir kişi size hoşlanmadığınız bir şey söylediğinde, “Bunu onun yanına bırakmayacağım; benibir aptal yerine koyup da hiçbir şey olmamış gibi bu işten sıyrılamaz” diyebilirsiniz. Dudaklarınızdan bu çıkarken öte yandan da, “Ya Rab Tanrım Sana hamdolsun, tüm ihtiyaçlarımı karşılayacağını ilan ediyorum” diyebilirsiniz.

 

Tanrı’nın Sözü’ne uygun yaşamıyorsanız, Tanrı ihtiyaçlarınızı nasıl yerine getirsin? 26. ayette neler söylediğine bakın:

 

MATTA 6:15

Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.

 

Rab burada günahkârlara konuşmuyor, imanlılara konuşuyor – Tanrı’ya iman edenlere hitap ediyor. Günahkârlar Tanrı’ya iman etmez. Yalnızca yeniden doğuşa kavuşanlar gerçek Tanrı imanına sahiptir. Her imanlı buna bir miktar sahiptir. Her imanlı uygulama ile ve Tanrı’nın Sözü’nden beslenerek bunu geliştirebilir. Bu Tanrı imanı yürekten gelir, zihinden değil. Ayrıca böylesi bir iman bağışlamamazlık olan yerde işleyemez.

 

Ne yazık ki, bunları duymak hoşumuza gitmez. Hayatımızı istediğimiz gibi yaşamak isteriz ve canımızın istediği gibi dilediğimizi yapmak isteriz. Tanrı Sözü’nün gerçeği ile aynı çizgiye girmek istemeyiz.

 

Elçi Pavlus, 2 Timoteos 4:3’te öyle bir zamanıngeleceğini, insanların sağlam öğretiye katlanamayacağını, “kulaklarını okşayan” sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklarını söyleyerek uyarıda bulunur.

 

Yazdığım küçük kitap Itching Ears (Okşanan Kulaklar)’da belirttiğim gibi Tanrı’nın Sözü’nde iman ve şifa konularının dışında da pek çok öğreti bulunduğunu fark etmemizin vakti geldi.

 

Pazar vaazında “bağışlama” konusuna denk gelse, toplantıyı bırakıp gidecek insanlar tanıyorum. Bunun için şöyle bir gerekçe öne sürerler, “Tanrı’ya şükrolsun, imanharicinde bir konuya kulak vermeyeceğim!” Bu kişiler sağlam öğretiye katlanamazlar.

 

Tanrı’nın Sözü’nün sadece belli kısımları ile beslenmenin size zararı vardır. Doğal bedenimizin dengeli beslenmeye ihtiyacı olduğu gibi içimizdeki ruhsal insanın da dengeli bir beslenmeye ihtiyacı vardır.

 

İlkokuldaki ilk günlerimde öğretmenimiz sürekli olarak şekerleme, dondurma ve diğer abur cubur gıdaları tüketen bir çocuğun resimlerini gösterirdi. Güçlü ve kuvvetliydi ama zaman ilerledikçe zayıf ve bitkin düştü. Öğretmenimiz tek bir tip besinle beslenmemizin bizi zayıf, bitkin ya da şişman hale getireceğini öğretmeye çalışıyordu.

 

Benzer durum Tanrı’nın Sözü’nden beslenmek ya da Tanrı’nın Sözü’nü “yemek” olarak ortaya çıkar. Eğer dengeli beslenmezseniz, dengenizin bozulması kaçınılmazdır. Ve dengesi bozulan insanlara ne olduğunu biliyorsunuz. Çoğu genellikle “aklını yitirir.”

 

Basit bir mantıksal çıkarımla şu sonuca ulaşırız: pek çok sorundan kurtulma şansımız varken, iman edip Kutsal Ruh’u alan bazı kişiler tüm doğal bilgilerini sokağa atar.

 

Şu cümleyi RHEMA adlı okulumuzda sürekli olarak tekrarlarım: Doğal olan ile doğaüstü olanın birlikte işlemesi Tanrı’nın işi için parlayıcı bir güçtür.Doğal ya da doğaüstü tek başına bu işin üstesinden gelemez; doğal ve doğaüstü birlikte işlemelidir.

Kaynak: Kenneth Hagin Jr. 

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Göksel Baba’nın Sevgi Mektubu

 

 

Çocuğum,

 

Henüz sen BENİ tanımıyorken BEN seni tanıyordum

Seninle ilgili her şeyi biliyorum

Bütün geçtiğin yollarını biliyorum

Başındaki saçların sayısını bile biliyorum

Çünkü seni kendi suretimde yarattım

Bende yaşıyor, hareket ediyorsun ve bende varsın

Sen benim soyumdansın

Henüz ana rahmine düşmeden önce seni tanıdım

Yaradılıştan evvel seni seçtim ve herkesten önce seni BEN istedim

Sen bir hata, bir tesadüf değilsin

Bilmelisin ki, bütün günlerin Kitabım’da yazılıdır

Doğum saatini ve yaşayacağın yerleri ben saptadım

Seni müthiş ve harika yarattım

Seni ana rahmindeyken ben şekillendirdim

Ve doğduğun gün seni ana rahminden dünyaya ben getirdim.

 

Ben sana uzak, sana kızgın Baba değilim.

Ben SEVGİ’nin tek yorumuyum.

Ve benim arzum bu sevgi ile seni mest etmektir

Çünkü sen benim çocuğumsun ve ben senin Baba’nım

Sana armağanlarım dünyadaki babanın verebileceklerinden kesinlikle çok daha fazladır

Çünkü ben mükemmel Baba’yım

Aldığın her nimet benim ellerimden sana gelmekte

Çünkü sana sahip çıkan Benim ve tüm karşılaştığın

zorluklarda yardımına koşan Benim; ihtiyaçlarının hepsini biliyorum

Geleceğin hakkındaki planlarım ümit dolu

Çünkü seni ebedi bir sevgi ile seviyorum

 

Denizdeki kum tanelerinin sayısından fazladır seni düşünüşüm

Sen tapınırken seninle sevinçle coşarım

Hiçbir zaman sana iyilik etmekten vazgeçmeyeceğim

Sen benim değerlimsin, gözdemsin, hazinemsin

 

Seni güçlendirmek yüreğimdeki ve ruhumdaki en büyük arzu

Sana bilmediğin büyük ve erişilmez şeyleri göstermek istiyorum

Beni bütün yüreğinle ve bütün canınla aradığında bulacaksın

Benden zevk aldığında sana yüreğindeki tüm istekleri vereceğim

Bu istekleri senin yüreğine koyan da benim

Dilediğin ve düşündüğün her şeyden daha fazlasını yapabilecek kudretteyim.

Seni sonsuz bir şekilde yüreklendiren ve cesaretlendiren benim

Her türlü sıkıntıda da seni teselli eden bir Baba’yım

Kalbin kırıldığında sana en yakın olan benim

Çoban kuzusunu nasıl göğsüne alıp taşırsa, işte ben de seni öyle yüreğimde taşıyorum

Bir gün tüm gözyaşlarını sileceğim ve bu dünyada seni üzen tüm acıları ortadan kaldıracağım

Ben senin Baba’nım ve seni oğlum İSA’yı sevdiğim gibi seviyorum

Çünkü senin için duyduğum sevgiyi İSA aracılığıyla sana açıkladım

İSA benim varlığımın özgörünümüdür ve onun aracılığıyla

sana senden yana olduğumu, sana karşı olmadığımı kanıtlıyorum

Ve yine İSA aracılığıyla suçlarını anmayacağımı bildiriyorum

İSA MESİH, Sen ve Ben barışabilelim diye öldü

Onun ölümü sana duyduğum sevginin doruk noktasıdır

 

Senin sevgini kazanabilmek uğruna benim için en

değerli şeyleri senden esirgemedim

Oğlumun sana sunduğu hediyeyi kabul edersen, beni kabul etmiş olursun

Ve hiçbir şey bizi birbirimizden asla ayıramaz

 

Ben hep böyle bir Baba’ydım ve hep böyle bir baba olarak kalacağım

 

Şimdi sana soruyorum:

BENİM ÇOCUĞUM OLMAK İSTER MİSİN?

 

Kollarımı açtım ve seni bekliyorum

 

Seni seven 
GÖKSEL BABA’N

 

 

 

 

Kaynak ayetler:

Mezmur 139:1, Mezmur 139:2, Mezmur 139:3,Matta 10:29-31,Elçilerin İşleri 17:28, Elçilerin İşleri 17:28, Yeremya 1:4-5, Efesliler 1:11-12, Mezmur 139:15-16, Mezmur 139:15-16, Elçilerin İşleri 17:26, Mezmur 139:14, Mezmur 139:13, Mezmur 71:6, 1. Yuhanna 4:16, 1. Yuhanna 3:1, 1. Yuhanna 3:1, Matta 7:11, Matta 5:48, Yakup 1:17, Matta 6:31-33, Yeremya 29:11, Yeremya 31:3, Mezmur 139:17-18, Sefanya 3:17, Yeremya 32:40, Mısır’dan Çıkış 19:5, Yeremya 32:41, Yeremya 33:2, Yasa’nın Tekrarı 4:29, Mezmur 37:4, Filipililer 2:13, Efesliler 3:20, 2. Selanikliler 2:16-17, 2 Korintliler 1:3-4, Mezmur 34:19-20, Yeşaya 40:12, Vahiy 21:3-4, Yuhanna 17:23, Yuhanna 17:26, 2. Korintliler 5:18-19, 2. Korintliler 5:18-19, 1. Yuhanna 4:10, Romalılar 8:31-32, Romalılar 8:31, 1. Yuhanna 2:23, Romalılar 8:38-39, Efesliler 3:14-15, Yuhanna 1:12-13, Luka 15:11-32

 

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

 

Gerçek Özgürlüğü Bulmak

Sorununuzun dünya, benlik, iblis arasından hangisinden kaynaklandığını bulabildiniz mi? İşlediğiniz günahlar için Şeytan’ı suçlamayın. Eskilerin söylediğinin tersine, size günah işleten Şeytan değildir. Şeytan sizi ayartmış olabilir ama Tanrı’nın huzurunda günahlarımızın sorumluluğu bize aittir. Günahlarınız için af dilediğiniz mi? Günahlarınızın affına kavuştunuz mu? Eğer kavuştuysanız, imanda dimdik ayakta durun! Tanrı sevgidir! Sizi bağışladı, yıkadı ve size yepyeni bir gelecek verdi.

 

Şeytan Saldırdığında

Belki hayatınızda bazı alanları iblise açık bıraktınız ve siz (ya da sevdikleriniz) Şeytan’ın yalanları altında acı çekiyor. Eğer günah, depresyon, şeytani düşünceler, ahlaksız davranışlar veya cinlere tutsaklığın üstesinden gelemiyorsanız, Kutsal Kitap’ın öğrettiklerini yerine getirin: Tanrı’ya boyun eğin, iblise karşı direnin ve sizden kaçacaktır! Eğer ihtiyacınız bu ise aşağıdaki duayı yürekten edin:

 

Göksel Babam,

İsa Mesih’i benim yerime ölmek üzere dünyaya gönderdiğin için teşekkür ederim. Tüm günahlarımı bağışladığın için şükranla doluyum. Alçakgönüllü bir şekilde yaklaşıp beni tamamen özgür kılman için dua ediyorum. Sana hizmet etmek istiyorum. Seni daha çok sevebilmek için beni özgür kıl. Böylece şimdi İsa Mesih’in adında ve yetkisinde iblise karşı direniyorum.

Şeytan, sen mağlup olmuş bir düşmansın. İsa Mesih benim için zafer kazandı. İsa Mesih’in bağışlayan kanı beni örttü. Ben İsa Mesih’e aitim. Ve İsa Mesih’in adında şimdi gitmeni, beni terk etmeni ve bir daha geri gelmemeni buyruk veriyorum! Seni Rab İsa Mesih azarlasın!

Göksel Babam, zaferin için sana teşekkür ediyorum. Beni temizleyip özgür kıldığın için teşekkür ediyorum! Şimdi beni Kutsal Ruh’unla doldur. Sana övgüler sunarım! İsa Mesih’in adında özgürüm! Amin!

 

Vazgeçmeyin!

Eğer yukarıdaki ayetleri dikkatle incelediyseniz ve duayı yürekten ettiyseniz ama kendinizi hala Şeytan’ın tutsaklığı altında ağır hissediyorsanız, vazgeçmeyin! Kilise önderinizi arayın ya da İsa Mesih’i seven, Kutsal Kitap’ı okuyup yetki ile dua eden bir arkadaşınızı çağırın. Yardım almaya utanmayın. Tanrı sizi seviyor ve özgür kılacak!

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Ruhsal Savaşın İlkeleri

Aşağıdaki ayetler bize ruhsal savaş hakkında bazı ilkeler öğretmektedir. Şeytan bize saldırdığında aşağıdaki adımları uygulayın:

 

Tanrı’ya Boyun Eğin:  Tanrı’ya gitmekle, kaygılarımızı O’na bırakmakla ve bizimle ilgilendiğini bilmekle Tanrı’nın koruması altına girebiliriz. Petrus ve Yakup kendimizi Tanrı’nın önünde alçaltmamız gerektiğini söyler çünkü Tanrı kibirlilere karşıdır, Ama alçakgönüllülere lütfeder (1 Petrus 5:5, Yakup 4:6).

 

Ayık ve Uyanık Olun: Ruhsal savaşa ayık ve uyanık bir şekilde yaklaşmak gerekir. Yakup şöyle der: Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün  (Yakup 4:9). Petrus şöyle söyler: Ayık ve uyanık olun(1 Petrus 5:8).

 

Daima tetikte olun: Fiziksel olarak yorgun olduğumuzda ve imanlı kardeşlerimizden uzak kaldığımızda ya da Tanrı’nın Sözü’nü çalışmayı ihmal ettiğimizde özellikle dikkatli olmalıyız. Şeytan savunmamızın zayıfladığı anı kollayıp bizi tuzağa düşürmeye çalışacaktır. Petrus, Şeytanın avlamak üzere daima birilerini aradığını söyler.

 

Aynı zamanda günah da duyularımızı köreltecek ve bizi saldırıya açık hale getirecektir. Pavlus tekrar günaha kaymamamız konusunda bizi şöyle uyarır, İblis’e de fırsat vermeyin(Efesliler 4:27).Yakup ise günahtan kaçmamızı tavsiye eder Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın(Yakup 4:8).

 

İblise Karşı Direnin: Elçiler direnmemizi ve dimdik ayakta durmamızı söyler. Bazı durumlarda Şeytan’ın geri çekilmesi için buyruk vermeliyiz ve İsa Mesih’in adı ile yetkisini kullanarak iblisi sesli bir biçimde azarlamalıyız. İblisin İsa Mesih’e ait olan bir yere ayak basma yetkisi yoktur. Şeytan insanların iyi niyetli dileklerine yanıt vermez ama İsa Mesih’in adına ve yetkisine yanıt vermek zorundadır. Tüm bunlara ek olarak Tanrı, düşmanı püskürtmek için bize güçlü bir silah olan Kutsal Kitap’ı vermiştir. Matta dördüncü bölümde İsa’nın iblise karşı direnmek için Kutsal Kitap ayetlerini nasıl kullandığını inceleyin.

 

İblise Karşı Kazanılan Zafer

Şeytan’ın saldırılarına maruz kalan Hıristiyanlar bu ilkeleri uyguladıklarında iki şey gerçekleşecektir:

Öncelikle, iblis kaçacaktır! Şeytan mağlup olmuş bir düşmandır ve Tanrı’ya boyun eğen, temiz bir yüreğe sahip ve ruhsal korunma zırhını giyinmiş bir Hıristiyan ile karşılaştığında, geri dönecek ve arkasına bile bakmadan kaçacaktır.

 

İkinci olarak, Tanrı sizi yükseltecektir! İsa Mesih’in bizim için çarmıh üzerinde kazandığı zaferi tattığımızda daima seviniriz. Kutsal Ruh, ruhumuzu sevinçle coşturduğunda, Tanrı’nın kazandığı zafer için Tanrı’ya övgüler ve şükranlar sunarız. O bizi savunandır ve kurtarıcımızdır!

 

Özgür Olduğunuzda

İnsanlar için dua edin. Ruhsal savaş zırhımızı tanıttıktan sonra Pavlus şunları kaleme alır: Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruh’un yönetiminde dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun. Ağzımı her açtığımda bana gerekli söz verilsin diye benim için de dua edin; öyle ki, Müjde’nin sırrını cesaretle bildirebileyim. Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjde’yi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.(Efesliler 6:18-20).

 

Dua iletişim kanallarını açık tutar. Böylece Şeytan bize saldırdığında, bizi savunan Tanrı ile dua aracılığıyla bağlantıda oluruz. Dua imanlıları saldırılara karşı kuvvetli tutar. Dua, ruhsal savaşımız için can alıcı öneme sahiptir.

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın

Hayatımda Zafer Görünmediğinde Asıl Sorun Nedir?

 

Kutsal Kitap bir Hıristiyan için üç sıkıntı kaynağı olduğunu ifade eder: bunlar dünya, benlik ve iblistir. İsa Mesih bu üç sıkıntı kaynağını da mağlup etmiştir ve bir gün üçü de ortadan kalkacaktır. Ancak bu sırada imanlı tüm bu güçlere karşı konumunu korumalıdır. Şimdi bu üç alanı inceleyelim. Bu şekilde size sıkıntı olanın hangisi olduğunu bulabilir ve zafere erişebilirsiniz.

Dünya: Elçi Yuhanna aşağıdaki şu sözlerle bizi dünya hakkında uyarmaktadır, çünkü dünya insanın Tanrı’ya isyana kalkışmasını temsil eder. Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba’ya sevgisi yoktur. Çünkü dünyaya ait olan her şey -benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur- Baba’dan değil, dünyadandır. Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı’nın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar (1 Yuhanna 2:15-17).

İsa Mesih dünyayı sevmememiz konusunda bizi uyarmıştır. Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar.Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.(Matta 6:19-21).

 

Eğer dünya ve dünyanın zenginlikleri bizi cezbediyor ve İsa Mesih’i ve bize gösterdiği iyiliği düşünmek yerine, güç, malvarlığı ya da mevki gibi konuları düşünüyorsak, bu konularda tövbe etmeli ve İsa’ya dönmeliyiz. İsa Mesih dünyayı yenmiştir. O’na dayandığımızda günahlarımızı bağışlayacak ve O’nun zaferinde yaşamamız için bizi güçlendirecektir.

Benlik: İmanlının zorlanacağı ikinci sıkıntı kaynağı benliktir; aynı zamanda “dünyasal doğa” ya da “eski adam” olarak da adlandırılır. Pavlus Koloseli imanlılara şunları yazmıştır: Bu nedenle bedenin dünyasal eğilimlerini fuhşu, pisliği, şehveti, kötü arzuları ve putperestlikle eş olan açgözlülüğü öldürün. Bunlar yüzünden Tanrı’nın gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine geliyor. Geçmişte bunlarla iç içe yaşadığınız zaman siz de bu yollarda yürüdünüz. Ama şimdi öfke, kızgınlık, kötü niyet dahil, hepsini üzerinizden sıyırıp atın. Ağzınızdan hiçbir iftira ya da edepsiz söz çıkmasın. Birbirinize yalan söylemeyin. Çünkü eski yaradılışı kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp attınız; eksiksiz bilgiye erişmek için Yaratıcısı’na benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz. (Koloseliler 3:5-10).

Neredeyse sürekli dışarıdan (dünyadan) ve içeriden (benliğimizden) saldırı altındayız. Şeytani arzular ve ayartılar bizi bombardımana tutsa da siperimizi korumalıyız ve boyun eğmeyi reddetmeliyiz. İsa denendi ama hiç günah işlemedi. Böylece denenmenin kendisi günah değildir ama aklımızda ve eylemlerimizde ayartıya boyun eğmek günahtır. Bu nedenle her ayartıyı reddedersek ve İsa Mesih’e açık bir biçimde boyun eğersek, eski doğamız üzerinde bir zafer hayatı yaşayabiliriz.

İblis: İblise karşı durmak hakkında Kutsal Kitap’ta birkaç ayet bulunmaktadır. Bunlardan üçünü yakından inceleyelim:

Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız İblis kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor. Dünyanın her yerindeki kardeşlerinizin de aynı acıları çektiğini bilerek imanda sarsılmadan İblis’e karşı direnin.(1 Petrus 5:8-9).

Bunun için Tanrı’ya bağımlı olun. İblis’e karşı direnin, sizden kaçacaktır. Tanrı’ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın. Kederlenin, yas tutup ağlayın. Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün. Rab’bin önünde kendinizi alçaltın, sizi yüceltecektir.(Yakup 4:7-10).

Son olarak Rab’de, O’nun üstün gücüyle güçlenin. İblis’in hilelerine karşı durabilmek için Tanrı’nın sağladığı bütün silahları kuşanın. Çünkü savaşımız insanlara karşı değil, yönetimlere, hükümranlıklara, bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır. Bu nedenle, kötü günde dayanabilmek, gerekli her şeyi yaptıktan sonra yerinizde durabilmek için Tanrı’nın bütün silahlarını kuşanın…Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruh’un yönetiminde dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun.(Efesliler 6:10-13, 18).

 

 

Duaya Mı İhtiyacınız Var?

Buraya Tıklayın